Algoritma tarlasında çocuklar

Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de 6-13 yaş arası çocuklarda ekran süresinin günde ortalama 6,4 saat olduğu saptandı. Bu süre ergenlerde 9 saati buluyor.

Fakat sorulması gereken asıl soru şu: "Ekran, çocukların hayatında neyin yerini alıyor"Şöyle bir bakalım: Mahalle, arkadaşlar, komşular, akrabalar, sokak, okul, öğretmen, dede, nine, kardeşler ve nihayetinde anne ve babalar!

Çocukların rol modellerini belirledikleri, hayranlıklar besledikleri, kimliklerini inşa ettikleri ve yalnızlığa mahkûm olmadıkları bu doğal süreçler yok olma aşamasında.

Tamamının yerini ise sürekli kayan beyaz ekranlar aldı. Başka ülkelerde yaşayan fenomenler, yapay zekâ tarafından üretilen ve önerilen içerikler, kaynağı ve gerçekliği belli olmayan videolar, anlamı hatta sözlerinde kelime bütünlüğü olmayan şarkılar çocukların zamanını, dikkatini ve duygularını yönetiyor.

Korkunç olanı şu: Anneler, babalar, abiler, ablalar, öğretmenler aralara giremiyor. Kendilerine yer bulamıyorlar.

Bunun çeşitli nedenleri var. Aile içindeki gerçek etkileşim giderek azaldı. Aynı evde yaşayan insanlar artık aynı hayatı yaşamıyor. Çünkü anne başka bir ekrana bakıyor, baba da başka bir ekrana. Çocuk ise kendi dünyasında kayboluyor. Kimi öğretmenler bile içerik üretmenin, sosyal medyadan etkileşim almanın derdinde.

Aynı evde yaşayıp birbirinin hayatından habersiz olmak... Aynı sofraya oturup farklı dünyalarda yaşamak... Aynı yolculuğu yapıp hiç konuşmamak...Oysa çocuklar öğüt dinlemekten çok örnek alırlar. Anne babanın elinden düşmeyen telefonun, öğretmenin gözünü ayıramadığı ekranın, ağabeyin ve ablanın sürekli kaydırdığı videoların yanında "