İlki Türkiye'den. İstanbul Sarıyer'deki özel bir ortaokulda görev yapan İngilizce öğretmeninin cinsiyetine ameliyatla son vererek derslere kadın kılığında girdiği ortaya çıktı. Okul ise çocukların olumsuz etkileneceği bu dönüşüme destek vererek öğretmen için «cinsel kimlik gelişimi» semineri düzenledi.
Okul yönetimi açıkça, rol modelleri biyolojik cinsiyetini değiştiren çocuklara, kızken erkek ya da erkekken kız olabilecekleri fikrinin zeminini hazırlamış.
Kimlik gelişimlerini henüz tamamlamamış, bir taraftan da TikTok, Instagram ve dijital içerikler üzerinden yoğun bir kimlik bombardımanına maruz kalan çocukların, hayatlarını şekillendiren öğretmenlerinin anormalliğinden etkilenmeyeceklerini kimse iddia edemez.
Cinsiyet disforisi Amerika'da daha çok okullardan yayıldı ve binlerce aile çocuklarını korumak için Home School (Evde Eğitim) uygulamasına yöneldi.Türkiye'de de şimdi milyonlarca aile tedirgin.İkinci örnek Macaristan'dan.
Siyasi rüzgârın yönü değiştiğinde kültürel politikaların ne kadar hızlı değişebildiğini Budapeşte'de gördük. Yıllarca LGBT faaliyetlerine yönelik kısıtlamalarıyla öne çıkan ülkede, iktidarın değişmesinin ardından yeni yönetim daha önce yasaklanan eşcinsel yürüyüşlerine yeniden izin verdi.
Bu örnek şunu gösteriyor: Çocukları ve aile kurumunu ilgilendiren meselelerde kalıcı yasal korumalar oluşturulmadığında, bürokratik kısıtlamalar siyasi iklim değiştiğinde kolaylıkla ortadan kalkabiliyor.Tam da bu noktada gözler yeniden Amerika'ya çevriliyor. Eşcinsellik akımlarına ve dayatmalarına karşı net tutum ortaya koyan ve seçilir seçilmez hem ABD medyasına hem de Facebook ile Instagram'a bu hususta ayar çektirten Trump, kasım ayında yapılacak seçimlerde tökezlerse rüzgâr bir kez daha terse döner ve mevcut "siyasi hizalanma" bozulur.
15