Toplumsal ahlak bir günde çözülmez.
Önce dil aşınır.
Sonra mahremiyet değersizleşir.
Ardından yanlış, sıradanlaşır.
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın;
"Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz" başlıklı açıklaması, aileyi, çocukları ve gençleri etkileyen bu risklere parmak basıyor.
Yayın içeriklerinden kumar ve bağımlılık reklamlarına, değerler eğitiminden denetime kadar uzanan çağrısı, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir soruyu gündeme taşıyor;
Aileyi kim koruyacak
Aileyi yalnızca anne babalar koruyamaz.
Çocukların izlediği içeriği medya üretirken,
Dijital mecralar bu içeriği yayar.
Kamu kurumları ise denetler...
Okullar, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri gençlerin dünyasını etkiler.
Bu yüzden sorumluluk ortaktır.
Sözün ölçüsü, davranıştır
Aileyi ve ahlakı konuşmak önemlidir.
Fakat sözün inandırıcılığı, davranışla tamamlandığında anlam ifade eder.
Bu ölçü yöneticiler için de geçerlidir.
Medya için de...
Sivil toplum kuruluşları için de...
Cemaatler ve tarikatlar dâhil, topluma rehberlik etme iddiası taşıyan tüm yapılar için de...
Unvanların farklı olması, sorumluluğu değiştirmez. Toplumda etkisi olan her kurum; güven, adalet, mahremiyet ve hesap verebilirlik konularında önce kendi uygulamalarıyla örnek olmalıdır. Çocuklarımıza değerleri anlatırken, o değerlerin günlük hayatta nasıl yaşandığını da bilfiil göstermeliyiz.
Mücadele, hayatın içinde verilir
Kumar ve bağımlılık reklamlarının sınırlandırılması, çocukları koruyan yayın denetiminin işletilmesi ve ailelerin danışmanlık hizmetlerine ulaşabilmesi önemlidir.
Gençlerin güvenli sosyal alanlara, nitelikli eğitime ve ihtiyaç duyduklarında destek alabilecekleri kurumlara erişmesi de bu mücadelenin parçasıdır.
BAYDER'in çalışmaları, bu alandaki sivil toplum katkısına somut bir örnek sunuyor;
Bağımsız Yaşam Derneği, bağımlılıkla mücadele eden birey ve ailelere grup çalışmaları, aile eğitimleri, bireysel görüşmeler, akran rehberliği ve sosyal faaliyetlerle destek veriyor.
Derneğin yaklaşımı, iyileşme sürecini kişinin ailesi ve sosyal çevresiyle birlikte ele alıyor.
Bu örnek bize şunu gösteriyor: Sorunu dile getirmek kadar, çözüm için sahada emek vermek de gerekir.

10