Türkiye'nin NATO'ya girme mücadelesi

Türkiye, NATO'nun kuruluşundan bir yıl sonra savunma ittifakına girmek için müracaat etti, ancak kabul görmedi. İkinci müracaatı da kabul edilmedi. Türkiye'nin NATO'ya girmesine İngiltere başta olmak üzere Danimarka, Norveç, Belçika ve Hollanda muhalefet ediyordu. 1951'den sonra güvenlik stratejilerini değiştiren ABD'nin, muhalefet eden ülkeleri ikna etmesiyle Türkiye, 18 Şubat 1952'de NATO'ya dâhil oldu

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yeniden kamplaşmalar ve "Soğuk Savaş" dönemi başladı. Sovyet tehdidinden endişelenen İngiltere ve Fransa, 4 Mart 1947'de Dunkirk Antlaşması'nı imzalayarak bir ittifak kurdular. Daha sonra Belçika, İngiltere, Fransa, Hollanda ve Lüksemburg, 17 Mart 1948'de Sovyetler Birliği'ne karşı Brüksel Antlaşması'nı imzaladılar. Bu antlaşmayı NATO'nun başlangıcı olarak değerlendirenler var.
SSCB'nin gittikçe kuvvetlenmesi karşısında Avrupa zayıf konumdaydı. İngiltere'nin öncülüğünde ortak bir askeri stratejiyi kuvvetlendirmek için faaliyetler arttı. ABD ile yapılan görüşmeler sonucunda 4 Nisan 1949'da Washington DC'de Kuzey Atlantik Antlaşması imzalandı. Brüksel Antlaşması'na taraf olan beş devlet ile ABD, Danimarka, İtalya, İzlanda, Kanada, Norveç ve Portekiz NATO'nun kurucusu oldular.


NATO'nun kuruluşu.

SOVYET TEHDİDİ ARTTI
II. Dünya Savaşı'nda tarafsız kalan Türkiye, savaşın sonuna doğru Şubat 1945'te Almanya'ya savaş ilan etti. SSCB, 19 Mart 1945'te Türkiye'ye verdiği notada 7 Kasım 1945'te süresi dolacak olan 1925 tarihli Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşması'nın artık uzatılmayacağını bildirdi. SSCB, 7 Haziran 1945'te Türkiye'ye ikinci bir nota verdi. Boğazlar'dan kara ve deniz üsleri verilmesini istedi.
kaldırılarak iki devlet arasında yeni bir anlaşma yapılmasını da talep etti. Kars ve Ardahan'ı SSCB'nin Türkiye'den resmen talep edip etmediği tartışmalı bir konudur. Ancak bu sıralarda SSCB'nin Kars ve Ardahan'ı Türkiye'den istediğine dair gazetelerde yazılar çıkmıştır. Bu durum Türkiye'de büyük endişeye sebep olmuştur.
Türkiye, 26 Haziran 1945'te Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması'nı imzaladı. Uluslararası askeri destek arayışları başladı. Türkiye'nin NATO'ya girişi hakkında Hamza Bilgü, Erhan Çifci, Fahir Armaoğlu, Ayşe Erkmen, Behçet Kemal Yeşilbursa ve Ekavi Athanassopoulou'nun araştırmalarına bakılabilir.
ABD'nin 1947 Truman Doktrini ve 1948 Marshall Planı çerçevesinde Türkiye'ye destek vermesiyle Türkiye ile Amerika arasında yakınlaşma başladı. NATO'nun kurulmasından sonra Türkiye bu yeni ittifaka girmek için harekete geçti.


Mehmet Cezmi Türk

MÜRACAATLAR REDDEDİLDİ
Türkiye, NATO'ya ilk müracaatını ülkedeki seçimlerden 3 gün önce 11 Mayıs 1950'de yaptı. Bu dönemde Türkiye'nin NATO'ya girişini sadece İtalya destekliyordu. Türkiye'nin bu müracaatı kabul görmedi. 14 Mayıs seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti, Batı ile ilişkileri geliştirip NATO'ya dâhil olmak için faaliyetleri hızlandırdı.
Kuzey Kore'nin 25 Haziran'da Güney Kore'ye saldırmasıyla başlayan Kore Savaşı sonrası ABD savaşa dâhil oldu. Bu durum Türkiye'nin NATO üyeliği için bir fırsat olarak görüldü. Türkiye, 25 Temmuz 1950'de ABD'den sonra Güney Kore'ye asker gönderme kararı alan ikinci ülke oldu. Kararın hemen ardından 1 Ağustos 1950'de NATO'ya üyelik için ikinci müracaatını yaptı. Ancak bu müracaatı da kabul görmedi.
ABD, Sovyet tehdidi dolayısıyla Türkiye'nin üyeliğine başlangıçta sıcak bakmamıştı. Türkiye'nin, Yunanistan'ın da içinde bulunduğu bir "Akdeniz Paktı" kurularak Doğu Akdeniz'in güvenliğinin sağlanmasını düşünmüşlerdi. Benzer bir paktı İngiltere de Ortadoğu'da kurmayı düşünüyordu.
Türk birliklerinin Kore Savaşı'ndaki başarıları ve SSCB'nin gittikçe kuvvetlenmesi üzerine ABD, Türkiye stratejisini değiştirdi. 1951'e gelindiğinde ABD, Türkiye ve Yunanistan'ın NATO'ya girmelerinin ittifak ve dolayısıyla ABD'nin güvenliği için faydalı olacağını düşünüyordu. Ancak İngiltere başta olmak üzere Türkiye'nin üyeliğine itiraz eden ülkeler vardı.

İNGİLTERE'NİN İTİRAZLARI
Türkiye'nin ilk etapta ittifaka dahil olamamasında üyeliğine muhalefet eden ülkeler etkili olmuştu. Bu ülkelerin başında İngiltere geliyordu. İngilizler, Türkiye'nin NATO üyeliğine muhalefetini üç temel gerekçeye dayandırıyordu:
1- Bu gerekçelerden ilki Türkiye'nin NATO üyesi olmasının, ortak tarihi ve kültürel değerlere sahip devletlerden oluşan bir Atlantik Paktı inşa etme misyonuna ters düştüğüydü.
2- İkinci gerekçe, Türkiye'nin ittifaka dahil olmasının ittifakın güvenlik riskini artıracağı, Atlantik savunmasını doğrudan ilgilendirmeyen askeri sorunları NATO'nun gündemine getireceği ve kurumsallaşma sürecindeki örgütün işleyişini olumsuz etkileyeceğidir. İngiltere, Türkiye'nin NATO üyeliğinin Ortadoğu ülkelerini ittifaka üyelik konusunda cesaretlendireceğinden de endişe etmekteydi.
3- Üçüncü gerekçe ise NATO'nun coğrafi genişlemesinin üye ülkelerin savunma yükümlülüklerini haddinden fazla artıracağıydı. İngiltere bu durumun üye ülkeler arasında hoşnutsuzluk yaratacağını öne sürmekteydi.
İngiltere, Türkiye'nin NATO'ya üyelik yerine ABD ve İngiltere önderliğinde kurulacak bir "Ortadoğu Savunma Paktı"nın içerisinde bulunması gerektiği tezini savunuyordu. İngilizlere göre kurulacak yeni pakt, NATO ile hiyerarşik bir ilişki tesis etmeli ve Türkiye bu pakt üzerinden NATO ile ilişki geliştirmeliydi.