Trump biraz tarih okusun: İran'ın 500 yıllık yıpratma savaşları taktiği

İran ordusu kendisinden üstün Osmanlı ordusuyla asimetrik muharebe usulleri ve İran coğrafyasının avantajlarından istifadeyle mücadele etti

Kendilerine doğal bir savunma sağlayan coğrafyanın avantajlarından yararlanarak yıldırma ve yıpratma stratejisini kullandılar

Osmanlıların iaşe temin edecekleri yerleşim alanlarını boşaltıp tarım arazilerini yakarak tahrip ettiler, su kaynaklarını zehirlediler

Düşmanla karşılaşarak kesin sonuç almak isteyen Osmanlı, İran ordusunun vur-kaç taktiğiyle yıpranıp ıssız topraklarda aylarca yürümekten bezgin düştü. Bu yüzden de İran'ı tamamıyla ele geçiremedi


Osmanlı-İran savaşlarından bir çatışma.


Osmanlılar ile İran arasındaki ilk savaş Fatih döneminde 1473'te oldu. Osmanlı ordusu İran topraklarına girmesine rağmen, düşmanını iaşe-ikmal noktalarından uzaklaştırarak yıpratmak ve iaşesiz bırakmak isteyen Uzun Hasan muharebeye hemen yanaşmadı. Osmanlı'yı bir baskınla Otlukbeli'nde uygun olmayan bir arazide muharebeye mecbur etti. Ancak Akkoyunlu ordusu stratejik olarak üstün konumda olmasına rağmen Osmanlı ateşli silahları karşısında mağlup oldu.
1501'de İran'da Safevi Devleti kuruldu ve İran'ın dini yapısı değişti. Yavuz döneminde 1514'te İran üzerine yürüyen Osmanlı ordusu, Doğu Anadolu'nun coğrafi şartları ve çevrenin iaşe-ikmal açısından Safeviler tarafından elverişsiz hâle getirilmesi yüzünden çok zor bir duruma düştü. Tarihçi İdris-i Bitlisî'nin ifadesiyle yol boyunca "kulağa ne köpek sesi ne de horoz ötmesi" gelmekteydi. Yavuz'un sert tedbirleriyle ilerleyen Osmanlı kuvvetleri Çaldıran'da Safeviler'i ateşli silahlarıyla büyük bir mağlubiyete uğrattı.

MÜHİMMAT TOPRAĞA GÖMÜLDÜ
1533'te İran üzerine sefere çıkan Sultan Süleyman her türlü çabasına rağmen Safevi ordusuyla karşılaşamadı. Osmanlı ordusu halkı göç ettirilmiş ıssız ve harap bir arazide hareket etti. Safeviler, ani baskınlarla Osmanlı ordusunun moral ve motivasyonunu düşürmeye çalıştılar. Geçit vermeyen sarp derbentler ve soğuk havanın yanı sıra Safeviler'in sefer güzergâhında zahire tedarik kaynaklarını yok edip yerleşim alanlarını tahrip etmesi seferin şartlarını iyice zorlaştırdı. Osmanlı ordusu yürüyüş esnasında hem arazi hem de mevsim şartlarından dolayı büyük kayıplar verdi.
Irakeyn Seferi olarak bilinen bu seferde kış şartları ve zahire eksikliğinden dolayı çok sayıda Osmanlı askeri vefat ederken ordudaki hayvanların çoğu da zayi olmuştu. Top arabalarını çeken hayvanların sayılarının azalması, kalanların ise topları taşımaya takatlerinin kalmaması sebebiyle toplar taşınamaz hale geldi.
Mühimmatın düşmanın eline geçmemesi maksadıyla bazı toplar toprağa gömüldü, bazıları ırmağa bırakıldı, top arabaları ise yakıldı. Osmanlı ordusunun İran topraklarındaki harekâtının zamansal ve mekânsal sınırlarının farkında olan Safeviler akıllı bir stratejiyle süreci idare etmişti. Yaklaşık iki yıl süren bu seferde Osmanlı ordusunun fethettiği bölgelerin bir kısmı Safeviler tarafından hızlıca geri alındı.


Çaldıran sefer güzergâhı.

ŞAH'IN YILDIRMA STRATEJİSİ
Şah Tahmasb, Sultan Süleyman'ın 1548'deki ikinci İran seferinde de Osmanlı ordusunun karşısına çıkmadı. Osmanlı ordusunun sefer güzergâhındaki yerleşim alanlarını ve ekili arazileri tahrip ettirmek suretiyle coğrafyanın mevcut zorluğunu artırdı. Tarım arazilerinin tahribinin yanı sıra Osmanlı ordusu tarafından binek ve nakil vasıtası olarak kullanılabilecek hayvanları bölgeden sürmek ve kalanları öldürmek suretiyle bir kıtlık oluşturdu.
Tebriz gibi büyük şehirleri askeri varlıktan arındırarak Osmanlı ordusunun herhangi bir direnişle karşılaşmadan buralara girmesine ses çıkarmadı. Osmanlı ordusuna küçük ve hareketli birliklerle baskınlar düzenleyerek yıldırma ve yıpratma stratejisini sürdürdü. Bazen İran'ın iç kısımlarına çekilip bazen de Anadolu'nun içlerine girerek savaşın coğrafyasını genişletti. Lojistik meselelerden dolayı Osmanlı ordusunun kendisini takip edemeyeceğini biliyordu, nitekim öyle de oldu.
Şah Tahmasb, Tezkire adlı eserinde Osmanlılar'a karşı takip ettiği stratejiyi şöyle anlatır: "Rum ordusu frengi hastalığı gibidir; eğer ilk ortaya çıktığında tedavi etmek istersen hastayı öldürür, eğer dikkate almazsan (sonu) kötüdür. Öyleyse kıvamına gelinceye dek tetikte olmak lazımdır. Ondan sonra kolayca tedavi edilir. Onlar erzak kıtlığı dışında başka bir yolla nasıl aciz ve zebun kılınabilir."


Kanuni, Nahçıvan seferinde.

ARAZİ ŞARTLARI ENGEL OLDU
Osmanlı ordusu, Tebriz yolunda aşırı sıcaklar ve her yeri kaplayan toz bulutlarının yanı sıra su kaynakları Safeviler tarafından zehirlendiğinden şiddetli bir susuzlukla mücadele etti. Kanuni, herhangi bir direnişle karşılaşmadan Tebriz'e girdiyse de burada fazla beklemeyip Van Kalesi'ne dönmeye karar verdi.
Sadrazam ve tarihçi Lütfi Paşa, padişahın bu kararını Tebriz'de yaşanan sıkıntılara bağlar. Ordu Tebriz'de iken "At kırgunı" yaşandığını, neredeyse kimsede işe yarar bir at kalmadığını ve aynı zamanda askerin yiyecek sıkıntısı çektiğini ifade eder. Tebriz'de ordudaki hayvanların iaşesinin tükendiği ve 100 binden fazla hayvanın öldüğü söylenir.
Osmanlı ordusu Tebriz'den Van'da gelirken farklı bir güzergâh takip etti. Bu kararda Osmanlı ordusunu yıpratmak isteyen Safeviler'in Tebriz'e geliş istikametindeki bölgeleri yakması etkili olmuştu. Ordunun tercih ettiği güzergâh oldukça dağlık ve engebeliydi. Top arabaları, hazine ve diğer yük arabaları yollarda kaldı. Yeniçeriler arabaları urgan bağlayıp çekmeye çalıştıysa da çok sayıda deve ve at telef oldu. Lütfi Paşa, bu süreçte çekilen zorluğu "Rumlu'nun (Osmanlı'nın) başına gelen akıbetler dille şerh olunmaz" şeklinde ifade eder. Seferin sonuna doğru artık kış mevsiminin de bastırmasıyla asker, padişahı İstanbul'a dönmeye zorladı.


Osmanlı-İran Savaşları'ndan bir sahne.

BASKINLARLA YIPRATTILAR
Kanuni Sultan Süleyman'ın Nahçıvan Seferi olarak anılacak 1553-1555'teki üçüncü İran seferinde de Osmanlı ordusu, yine İran'da ahalisi tarafından terk edilmiş şehirler ve yakılıp yıkılan arazilerle karşılaştı. Şah Tahmasb, Osmanlı ordusunun karşısına çıkmadan izlemekle yetindi. Safevi ordusu, yıldırma ve yıpratma stratejisine uygun olarak savaşın süresini uzatıp küçük birliklerin baskınları ve taktik geri çekilmelerle Osmanlı ordusunun direncini kırmaya çalıştı.