16. yüzyılda Basra Körfezi ve Hürmüz'de büyük bir mücadele yaşandı. Ticaret yollarını kontrol etmek isteyen Osmanlı, Portekiz ve Safevilerin uzun süren mücadelesi üç devleti de yıprattı. Bölge 17. yüzyıldan itibaren İngiliz ve Hollandalıların kontrolüne girdi
Asya'dan Akdeniz'e uzanıp Çin, Hindistan ve İran'dan ipek ve baharat taşıyan kervanların kullandığı temel ticaret yollarının insanlık tarihinin seyrinde önemli bir yeri vardır. Türk tarihi de bu ticaret yolunun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu ticaret güzergâhı 1260-1345 yılları arasında hüküm süren Moğol hâkimiyeti döneminde tek bir devlet çatısı altına girdi. Moğol hâkimiyeti bu ticaret güzergâhının Karadeniz ayağını canlandırdı. Moğollardan sonra bölgede tek bir devlet yapısı olmadı.
Hint Okyanusu'nda Portekizlilerin etkili olmaya başlaması ticaret yolunun kaderinde de ciddi değişikliklere yol açtı. Moğol hâkimiyeti döneminde Karadeniz ayağı canlanan ticaret ağının, 16. yüzyıla gelindiğinde güney ayağı canlanırken kuzey ayağı ise giderek gerilemeye başladı. Güney kısmının canlanması Osmanlı'yı da doğrudan etkiledi. Osmanlı şehirlerinden Bursa gibi bazı merkezler ciddi bir büyüme gösterdi. Ticaret yolları, Osmanlı'nın askeri mücadelelerinin seyrini de belirledi.
Portekizlilerin Hint Okyanusu'nda etkili olmaya başlamaları, buna mukabil Memlüklerin Portekiz tehlikesini bertaraf edememesi, Osmanlı'nın bölgedeki etkisinin artmasının yolunu açtı. Osmanlı yönetimi önce Memlüklere askeri destek vererek Portekiz yayılmasını engellemeye çalıştı fakat bu plan başarılı olmadı. Özellikle 1513 yılında Portekizlilerin Kızıldeniz'de Kamaran Adası'nı ele geçirmeleri bölgedeki bütün dengeleri altüst etti.
Portekiz ilerlemesi Memlük hâkimiyetinin sonunu getirirken Safevilerin de yeni bir müttefik bulmalarını sağladı. İran şahı, Portekizlilerle ittifak kurarak Osmanlı ilerleyişini durdurmaya çalışıyordu. Kızıldeniz ve Hürmüz'de üç devletin mücadelesi hakkında Halil İnalcık, Cengiz Orhonlu, Mustafa Bilge, İdris Bostan, Salih Özbaran, Ertuğrul Önalp, Zekeriya Kurşun ve Mehmet Taşdemir'in araştırmaları vardır.
Osmanlı-Portekiz savaşı.
OSMANLILAR BASRA'DA
1517'de Memlük hâkimiyetine son veren Osmanlıları bölgede bekleyen ciddi sıkıntılar vardı. En başta Hindistan, Mısır ve Suriye ticaret yolunu tıkamak isteyen Portekizlilerin Kızıldeniz'e hâkim olmalarını önlemek zorundaydı. Bunun yanında Portekiz-Safevi ittifakı karşısında Basra Körfezi'nde de etkili olmalıydı. Yavuz Sultan Selim, Kahire'ye hâkim olduktan sonra Gucerat sultanına mektup gönderdi ve Hint Okyanusu'ndan Portekizlileri çıkarmak istediğini bildirdi. Gucerat sultanı da Yavuz'a olumlu cevap verdi ve Osmanlı padişahını İslam dünyasının lideri olarak tanıdığını bildirdi.
Kanuni döneminde de Hint Okyanusu'ndaki Osmanlı-Portekiz mücadelesi şiddetlenerek devam etti. Bu dönemde Osmanlılar, Basra Körfezi'yle de ilgilenmeye başladılar. Çünkü Portekiz, 1509 yılında Basra Körfezi'nin kapısı demek olan Hürmüz'ü ele geçirdikten sonra Bahreyn, Lahsa ve Basra dâhil bölgenin tamamına hâkim olmak istiyordu. Safeviler ise bu yıllarda iç çekişmeler yüzünden zayıflamıştı ve Körfez'de Portekiz ilerleyişini durduracak bir güce sahip değildi.
Portekizliler, Arap emirlikleri arasındaki kavgaları da fırsat bilerek 1529 yılında Basra'yı ele geçirmeye çalıştı. Basra Körfezi'ne yönelik Portekiz tehdidi artınca Kanuni döneminde Irak seferine çıkıldı. Seferin temel amacı Körfez'e yönelik Portekiz tehdidini bertaraf etmekti. Güçlü donanması ve ateşli silahlarla mücehhez ordusuyla Portekiz birliklerini durdurmak Arap emirlikleri ve aşiret liderleri için imkânsızdı. Özellikle Hürmüz'deki Portekiz karşıtı hizipler 1526, 1528 ve 1529 yıllarında Kanuni'ye mektup göndererek kendilerine yardım etmelerini istemişlerdi.
Hem yardım çağrıları hem de Basra Körfezi'ne yönelik Portekiz tehlikesi Osmanlıların bu bölgeyle ilgilenmesini zorunlu hâle getirdi. Osmanlıların Basra Körfezi'ne doğru ilerlemeleri yaklaşık 20 yıl sürdü ve bunun ilk aşamasını 1534 yılındaki Irak Seferi oluşturdu. Bu seferde Bağdat, Safevilerden alındı. Sefer sonrasında Basra emirleri ve aşağı Irak'ın diğer Arap şeyhleri Osmanlı hâkimiyetini tanıdı.
Portekizliler Hürmüz'de.
PİRİ REİS'İN HÜRMÜZ SEFERİ
Osmanlı Devleti, Körfez'deki Arap emirlikleri ve aşiretler üzerinde doğrudan hâkimiyet kurmaya çalıştığında ise ciddi bir direnişle karşılaştı. Arap emirlikleri kendi hâkimiyetlerinin tamamen ortadan kalkmaması için Osmanlılara karşı Portekiz ile işbirliği yapmaya başladılar. Bu gelişmeler üzerine Osmanlı devlet adamları bir plan hazırladı. Buna göre 1545 yılında Bağdat Beylerbeyi Ayas Paşa'ya Basra ve Hürmüz'ü alıp Hindistan yolunu açması emredildi.
Osmanlıların Basra ve Hürmüz'ü almak istemeleri Lizbon'da büyük bir endişeye sebep oldu. Ayas Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, 26 Aralık 1545 tarihinde Basra'yı ele geçirdi ve bir süre sonra burada bir eyalet kuruldu. 1550'de ise Katıf'ta bir sancakbeyliği kurdular ve kaleye toplar koyarak burayı Basra Körfezi'ndeki Portekiz tehlikesini bertaraf etmek için bir üs olarak güçlendirdiler.
Beylerbeylik ve sancakbeylikler kurularak Basra Körfezi'nde doğrudan kendi varlığını tesis eden Osmanlı'nın bölgedeki güçlü varlığı Portekiz ve Safevileri çok rahatsız etti. Hürmüz ve Basra Körfezi'ndeki Portekiz varlığını tamamen ortadan kaldırmak isteyen Osmanlılar, 1552 yılında Piri Reis komutasındaki donanmasını bölgeye gönderdi. Piri Reis'in temel görevi Hürmüz'ü Portekizlilerden almaktı. 25 gemi ve 800 askerden oluşan Piri Reis komutasındaki Osmanlı filosu, Portekiz donanması karşısında mağlup oldu. Osmanlı-Portekiz mücadelesi sonraki yıllarda da devam etti. Ancak 1554'teki Seydi Ali Reis'in seferi de başarısızla neticelendi.
16. yüzyılda Basra.
ÜST ÜSTE GELEN YENİLGİLER
Körfez'e yönelik Portekiz tehlikesinin artması üzerine Osmanlılar, 1555'te Lahsa (Al-Hasa/Ahsa) Beylerbeyliği'ni kurdular. Lahsa'nın beylerbeylik hâline getirilmesinin temel amacı Körfez'deki kıyıları Portekiz saldırılarına karşı daha etkili bir şekilde korumaktı. Çünkü Portekiz, Hürmüz'deki deniz trafiğini tıkamak suretiyle Körfez'deki bölgeleri zayıflatmıştı. Körfez'e girecek ve Körfez'den çıkacak ticaret gemilerine sürekli saldırılar düzenliyor, böylece ticareti sekteye uğratıyordu. 1556 yılında Portekizliler Basra'ya saldırdılar ama başarısız oldular.
Lahsa Beylerbeyi Mustafa Paşa'nın, İstanbul'un haberi olmadan 1559 yılında Bahreyn'i ele geçirme teşebbüsü başarılı olamadı. Gemileri yakılan askerler adada mahsur kaldı ve erzakları imha edildiğinden hurma yiyerek hayatta kaldılar. Portekizlilere para verilerek askerler kurtarıldı ve Mustafa Paşa azledildi. Yeni beylerbeyi Murad Paşa'ya gönderilen emirde bölgedeki meşayih ve aşiret reislerinden sadık olanlara müdahale edilmemesi emredildi.

9