Amerika bugünkü topraklarına parayla ve işgallerle ulaştı

ABD kurulduğunda 13 eyalete ve 1 milyon 100 bin kilometrekarelki toprağa sahipti. 1783'ten 1959'a kadar satın alma, yeni eyaletler kurma ve işgalle 50 eyalet ve 9 milyon 800 bin kilometrekarelik bir toprağa ulaştı

ABD kuruluş felsefesi bakımından aslında antiemperyalist, krallık düzenine meydan okuyan, İngiltere Kralı III. George'u tiran olarak nitelendiren bir düşünceye dayanmaktaydı. ABD yayılmacı değil, aksine korumacı ve savunmacı bir devlet olarak kurulmuştu. Nitekim Amerika'nın kuruluş safhasında, gerçekleşen anayasal müzakerelerde devletin genişlemesi üzerine değil, ülkenin yabancı güçlerden korunması üzerine fikirler ortaya atılmıştı. Ancak ABD zamanla emperyalist bir ülkeye dönüşüp topraklarını sürekli genişletmeyi hedefledi. Fatih Gürcan, yakında yayınlanacak "Amerika Tarihi" isimli eserinde ABD'nin genişlemesini teferruatlı olarak anlatır.
Amerika ordusu California'da.
ABD GENİŞLEMEYE BAŞLIYOR
ABD'nin ilk genişlemesi ve 13 eyaletten 16 eyalete çıkması hem Batı'ya doğru genişlemeyi hem de kurucu eyaletlerden bazı toprakların yeni eyaletlere verilmesini içermekteydi. Kuzeybatı Amerika'da yer alan Vermont Eyaleti, New York ve New Hamsphire eyaletlerinden toprak alarak kuruldu. İlk yerleşimlerin kurulduğu, ülkenin birçok kurucu babasının doğum yeri olan Virginia eyaletinden ise 1792'de Kentucky eyaleti ayrıldı. Güneyde yer alan Tennessee eyaleti ise Kuzey Carolina eyaletinin batı topraklarında kuruldu. District of Columbia olarak bilinen başkent Washington ise hukuken eyalet değil, özel statülü federal bir merkezdi. Washington D.C.'nin kurulabilmesi için Virginia ve Maryland eyaletleri, bazı topraklarını bu bölgeye bırakmışlardı.
Amerika'nın ilk büyük genişlemesi Louisiana Bölgesi'nin Fransa'dan satın alınmasıyla oldu. Bugünkü ABD'nin ortasında yer alan Louisiana toprakları (dönemin Fransa Kralı 14. Louis'ye atıfla bu isim verilmişti), Fransız kâşif La Salle tarafından 1682'de keşfedilmişti. ABD kurulmadan önce bu bölge Fransa-Büyük Britanya-İspanya arasında bir mücadele alanıydı. 7 Yıl Savaşları'nda (1756- 1763) Louisiana'nın bazı kısımları İngiltere tarafından işgal edilmişti. Ancak İspanya ve Fransa'nın İngiltere'ye karşı birlikte hareket etmesi ve San Ildefenso Antlaşmaları'yla bu bölge tamamen Fransa'nın kontrolüne bırakılmıştı.
Bölgedeki haklarından feragat eden İspanya'ya ise karşılık olarak İtalya'nın Toskana bölgesinin yönetimi kalmıştı. Napolyon Bonapart'ın bu bölgeyle ilgili özel hedef ve planları bulunmaktaydı, ancak Haiti'de 1799'da Toussaint Louverture önderliğinde bir köle isyanının çıkması Fransa'nın planlarını altüst etti. Bölgenin denizle olan bağlantısını artık yeterince sağlayamayacağını düşünen Fransa, Louisiana bölgesini gözden çıkardı. Ayrıca Avusturya, İngiltere, Rusya ve Prusya ile aynı anda savaşan Napolyon'un ordusunun paraya ihtiyacı vardı.
ABD Başkanı Thomas Jefferson'ın amacı ise Amerika'nın en önemli su kaynağı ve ülke içi ulaşım yolu olan Mississippi Nehri'nin ve ülkenin güneydeki en önemli limanı konumunda bulunan New Orleans'ın güvenliğini sağlamaktı. Thomas Jefferson 10 milyon dolara sadece güney bölgelerini almayı hedeflerken, Napolyon 15 milyon dolara bütün Louisiana bölgesini ABD'ye satmayı önerdi. Thomas Jefferson da bu teklifi kabul etti. Böylece 2 milyon 100 bin kilometrekarelik bir alan Amerika topraklarına dâhil oldu. Bugün 15 eyaletin tamamının veya bazı topraklarının yer aldığı bu bölge Amerika'nın daha da Batı'ya yönelmesine imkân sağladı. Yeni satın alınan bu topraklar üzerinde 1816'da Indiana, 1817'de Mississippi, 1818'de Illinois, 1819'da Alabama, 1820'de Maine, 1821'de Missouri eyaletleri kuruldu.
ABD'nin genişlemesi (1783-1898).
FLORİDA'YI ELE GEÇİRDİLER
İspanya-ABD savaşının sonucunda 1898'de imzalanan Paris Antlaşması'yla Küba, Amerika himayesine girerken, İspanya, Guam ve Porto Riko'yu da Amerika'ya bıraktı. 20 milyon dolar karşılığında da Filipinler'i ABD'ye devretti.
Napolyon işgaliyle İspanya gücünü iyice kaybetmişti. Bu sırada Seminole Kızılderililerinin kendilerinden kaçan köleleri barındırdığını savunan ABD'liler, İspanya sömürgesi Florida'ya asker gönderip Kızılderilileri kovalamak bahanesiyle Florida'daki bazı kaleleri ele geçirdiler. Direnecek gücü olmayan İspanyollar, 1819'da Adams-Onis Antlaşması ile Florida'yı ABD'ye bıraktılar. Amerika, 1818'de İngiltere'yle bir antlaşma yaparak Kanada ile arasındaki sınır tartışmalarını sona erdirdi. 49. kuzey paralelini kapsayan bir sınır çizgisi kabul edildi.
Amerika'nın 5. Başkanı James Monroe'nun (1817-1825), diplomatik stratejisi Amerika'nın kendi içinde büyümesine olanak sağlayıp ABD'yi güçlendirdi. Başkan Monroe'nun doktrini gereğince Amerikalılar, bir asır boyunca Avrupa kıtasındaki siyasal mücadelelere ve savaşlara kesinlikle dâhil olmayıp kendi kıtalarına odaklandılar.
GÜNEY İŞGAL EDİLDİ
İspanya'ya karşı isyan eden Meksika, 1821'de bağımsız oldu ve bugünkü Teksas toprakları da Meksika'ya dâhil oldu. Meksikalılar, kuzeydeki topraklarını iskân etmek için Kuzey Amerika'daki Anglosakson kökenli nüfusun Meksika topraklarına yerleşmesine destek verdiler. Bu yerleşimleri başlatan isim Stephen Austin'di. Teksas'ın babası kabul edilen Austin, beraberinde 300 aileyle beraber Teksas topraklarına yerleşmişti.
Stephen Austin "Empresario" olarak adlandırılan müteşebbis bir sınıfa dâhildi. Çok sayıda Amerikalı işçi ve tüccarın Meksika'ya yerleşmesine önayak olmuştu. Ancak köle meselesinde Austin'in Meksika hükümetinin taleplerine rağmen geri adım atmaması, ABD'den göçmen getirmeye devam etmesi, ticari tarifelerde düşük vergi ödemek istemesi, Meksika hükümeti ile Austin'in ilişkilerini bozdu. Bunun neticesinde 1835'te Meksika birlikleri ile Teksaslılar savaştı. San Jacinto Muharebesi'nde Teksaslıların galip gelmesiyle beraber, Teksas bağımsız oldu. Teksas Cumhuriyeti'nin başına Sam Houston seçilirken Austin de dışişleri bakanı oldu.
10 yıl sonra Amerikan Başkanı John Tyler, Teksas'a ABD'ye bağlanmayı teklif etti. 1845'te yapılan referandum sonucunda Teksaslılar ABD'ye katıldılar. Ancak Meksika bölgeyi hâlâ kendi toprağı olarak kabul ederken, Nueces Nehri'ni Teksas'ın sınırı olarak görmekteydiler. Amerika'ya göre ise Teksas'ın güney sınırı Rio Grande Nehri'ne kadar uzanmaktaydı. Amerika Başkanı James Polk, Teksas dışında Meksika'dan, California ve New Mexico'yu da satın almak istiyordu. Ancak Meksika bu talebi de reddetti.
1846'da Amerika ve Meksika arasında savaş çıktı. Daha sonra Amerikan başkanı seçilecek olan General Zachary Taylor ve Amerikan askeri tarihinin en önemli isimlerinden "Büyük Yaşlı Adam" lakaplı General Wilfield Scott komutasındaki Amerikan Ordusu, Meksika'ya karşı önemli bir başarı elde etti. Bu sırada California'da "Ayı Ayaklanması" denilen (California halen eyalet bayrağında ayı figürünü kullanır) isyan çıktı. Meksikalılar bu bölgedeki kontrollerini de kaybettiler. Amerikalıların Mexico şehrine girmesiyle beraber savaş sona erdi. Guadalupe Hidalgo Antlaşması ile California, Utah, Arizona, New Mexico, Colorado ve Wyoming, Amerika toprağı oldu.
Artık bir ABD eyaleti olan Teksas'ın sınırları tam olarak belli değildi. Teksaslılar yeni kazanılan kuzey ve batı bölgelerinden eyaletleri adına toprak talep etmekteydiler. Washington yönetimi, Amerika'nın henüz eyalete dönüşmemiş bu arazileri üzerindeki Teksas'ın taleplerini sona erdirmek için, bu eyaletle 1850'de bir "Taviz Anlaşması" yaptı. Teksaslılar bugünkü Colorado, Wyoming, Kansas ve New Mexico toprakları üzerindeki iddialarından 10 milyon dolar karşılığında vazgeçti.