ABD'de merkez ile eyaletler arasında hep kavga yaşandı - ERHAN AFYONCU

Amerikan tarihinde zaman zaman Washington ile eyalet yönetimleri arasında anlaşmazlıklar ve gerilimler oldu. Eyaletler, federal hükümetin yetkisinin sınırlı olduğunu iddia edip beğenmedikleri kararları uygulamak istemediler. Merkez ise bir eyaletin federal yasaya ve uygulamaya karşı çıkmasını isyan hükmünde gördü. Gerektiğinde güç kullanarak eyaletleri yola getirdi

Amerika Birleşik Devletleri, 1776'da kurulmuş, başkenti Washington D.C. olan federal bir devlettir. Amerikan sistemi, Washington'daki merkezi yönetim ile eyaletler arasında egemenliğin bölüşümü ilkesine dayanır. Bu güç bölüşümüne göre dış politika, milli savunma, para ve ekonomi, anayasal hakların korunması federal hükümetin uhdesindedir.
Buna mukabil eğitim, üniversiteler, belediye hizmetleri, sağlık hizmetleri, polis gücü, adli ve medeni hukuk eyaletlerin yetkisindedir. Ancak yetki paylaşımındaki belirsizlikler Amerikan tarihinin çeşitli zamanlarında Washington ile eyalet yönetimleri arasında zaman zaman anlaşmazlığa sebep olurken, bazen de bu anlaşmazlıklar çok büyük gerilimler doğurmuştur.
George Washington, Pensilvanya seferinde.
SİLAHLI İSYAN ÇIKTI
Amerikan tarihinde ilk eyalet-merkez çatışması kurucu başkan George Washington zamanında yaşandı. 1791'de yeni kurulan federal hükümetin ilk hazine bakanı olan Alexander Hamilton, bağımsızlık savaşı döneminden gelen borç yükünün azaltılması amacıyla vergileri artırmak istedi. İthalat vergileri zaten yüksek olduğu için Hamilton, içki ama özellikle damıtılmış bir içki olan viskinin vergisini artırma yoluna gitti.
Bu durum özellikle Batı Pensilvanya'da buğday eken çiftçileri öfkelendirdi ve tepki 1794'te silahlı bir isyana dönüştü. Pensilvanya Valisi Thomas Mifflin, merkezi hükümetin asker gönderme planını çekinceyle karşıladı ve isyanın abartıldığını savundu. Ancak Başkan George Washington, isyanı bastırmak için 13 bin kişilik bir milis ordusuna bizzat liderlik etti. Bu da ABD tarihinde bir başkanın ordunun fiilen başında ilk ve son kez sefere çıkışıydı.
Federal ordunun gücü karşısında isyancılar dağıldı. Olay bastırılıp isyancıların elebaşları yakalansa da daha sonra affedildiler. Ancak bu olay eyaletlerin "kendi meselelerini kendileri halletmesi" yönündeki tavrını ve valilerin merkezi hükümetin direktiflerini gerçekleştirmekteki isteksizlerini yansıtmaktaydı.
Vali James Hamilton Jr.
SINIRDIŞI KARARINA TEPKİ
Amerikan tarihinin merkez ile valilikler arasında ikinci büyük anlaşmazlık 1798-1799'da yaşandı. Napolyon'un Fransa'da iktidara gelmesi ABD'nin kuruluş sürecinde çok iyi olan Amerikan-Fransız ilişkilerini gerdi. Washington'un yerine ABD Başkanı olan John Adams, güvenliğe önem veren Federalist Parti'ye mensup bir başkandı. Fransa ile Quasi War (Neredeyse Savaş) durumu olduğu için, Adams'ın talebiyle kongre 1798'de "Alien and Sedition Acts" (Yabancı ve Fitne Yasaları) denilen dörtlü güvenlik yasalarını kabul etti.
Yasayla yabancıların (özellikle Fransız göçmenlerin) sınırdışı edilmesi kolaylaştırılıyordu. Hükümeti eleştiren yayınlar suç sayılıyor, basına denetim getiriliyordu. Yasaya en sert tepki, daha sonra her ikisi de ABD başkanı olan James Madison ve Thomas Jefferson'dan geldi. O sırada Virginia Meclisi üyesi olan James Madison, 1798'de Virginia Bildirgesi'nin gizlice ve anonim olarak yayınlanmasına öncülük etti. Madison, ABD Anayasası'nın eyaletler arasında bir anlaşma olduğunu söylüyor ve federal hükümetin yetkisinin sınırlı olduğunu iddia ediyordu.
Madison açıktan olmasa da zımnen eyaletlerin, beğenmediği federal hükümetin kararlarını uygulamama yetkisi olduğunu savunmuştu. 1798'de Kentucky'de iki ayrı bildiri yayımlayan Başkan Yardımcısı Thomas Jefferson, Madison ile aynı çizgiyi benimsediği gibi, eyaletlerin federal kararları tamamen iptal yetkisinin (nullification) olduğunu açıktan savundu.
Bu dönemde başkan yardımcılarının asıl rolü başkana hükümet etmekten ziyade senatonun başkanlığını yürütmekti. Onun bu tutumu, 1800'deki seçimleri kazanmasını sağladı. Amerika'nın kurucu babalarından olan James Madison ve Thomas Jefferson bu tavrı, merkezi hükümetin dediklerini yapmak istemeyen eyaletler için bir referans noktası oldu.
Yabancı ve Fitne Yasaları.
GÜNEY, VERGİYİ REDDETTİ
Eyaletler ile Washington arasındaki üçüncü büyük kriz günümüzde de popülerliğini sürdüren tarifeler meselesinden patlak verdi. 1828'de Kongre, gümrük vergilerini yükselten bir karar imza attı. Bu karar, sanayiye dayalı kuzey eyaletlerine fayda sağlarken pamuk üretimi ve ihracatına dayalı güney eyaletlerine zarar vermekteydi. Güneyliler bu tarifeye "Tariffs of Abominations" adını vermişlerdi.
Güney Carolinalı ABD başkan yardımcısı olan John Caldwell Calhoun, Başkan John Quincy Adams'ın çıkardığı yüksek tarife politikasına karşı çıkmaktaydı. 1829'da Andrew Jackson başkan seçilince gümrük tarifesini azaltacağını düşünüyordu, ancak fazla bir şey değişmedi. Başkan 1832'de bazı indirimleri içeren yeni bir tarifeyi kabul etti. Ancak bu indirimler Güney Carolina için yeterli değildi, bu yüzden Calhoun istifa etti.
Tarifenin olumsuz yanları Güney Carolina'yı etkileyince, Güney Carolina Valisi James Hamilton Jr. tek taraflı olarak merkezi hükümetin tarifesini, anayasa aykırı olması gerekçesiyle tanımadığını bildirdi ve "Nullification Ordinance" denilen geçersiz kılma kararnamesini kabul ederek federal vergi tahsildarlarının eyaletinde görev yapmasına izin vermeyeceğini bildirdi.
ABD Başkanı ise bu karara sert tepki gösterdi. "Federal Birlik dağılmayacak, bir eyaletin federal bir yasaya karşı çıkması isyan hükmündedir" diyerek Güney Carolina'ya karşı zor kullanma tehdidinde bulundu. ABD Kongresi de "Force Bill" denilen zor kullanma yasasını kabul ederek başkana gerekirse müdahale hakkı tanıdı. Başkan, durumun ciddiyetini göstermek ve Güney Carolina'ya gözdağı vermek için Federal donanmayı Charleston'a gönderdi.
Kentucky Senatörü ve eski dışişleri bakanı Henry Clay, Federal Hükümet ile Güney Carolina arasındaki krizi çözmek için arabuluculuğa soyundu ve onun önerdiği "Compromise Tariff of 1833" ile vergilerin kademeli kaldırılması kararlaştırıldı. Bu teklif üzerine Güney Carolina, geçersiz kılma tasarısını geri çekti ve merkezi hükümet de askeri müdahaleden vazgeçti.