Bir Zamanlar Amerika ve Özgürlük Heykeli

Geçtiğimiz günlerde Amerika'da Trump'a karşı gösterilerde New York'ta bulunan "Özgürlük Heykeli" ne öykünerek kostüm giyen bir kadın eylemci gözaltına alındı. Kadın eylemcinin elleri kelepçeli hâli dünya basınında çok ilgi gördü. Böylece Amerikan düşünün kendi vatandaşlarına bile zarar verecek hâle gelmesinin ruhuyla "imparator"luğun iktidarı sarsıldı bir kere daha.

***

Amerikan İç Savaşından hemen önce kuzeyde zanaat ve ticaret erbabı, güneyde ise toprak ve iklim yapısının desteklediği kendi içinde farklı, toprak zenginliğinden gelir elde eden burjuvazi oluşmuştu. Özellikle güneydeki uçsuz bucaksız topraklarda tütün, pirinç, pamuk yetiştiriliyordu. Önemli olan ucuz emek bulabilmekti. "Zenci köle" bu emek sıkıntısına en kolay yoldu. Kuzey- güney çatışması da güneydeki toprak zenginleri ile kuzeydeki ticaret burjuvazisinin çıkar çatışmasıydı. Bu noktada ise ana birliği sağlayan en önemli isim Abraham Lincoln'dü. Köleliğin kaldırılmasının ülke bütünlüğü için şart olduğunu düşünüyordu. İlkgençlik yıllarında New Orleans'ta köle satışını görmüş; insanların eşya gibi alınıp verilmesinden midesi bulanmış; sonrasında da köleliğe düpedüz savaş açmıştı. Bunun için de bir konuşmasında "kölelik müessesesinin kendisi bile, insanlığa aykırı, canavarca bir adaletsizliktir" demekten geri durmamıştı.

***

Lincoln; Amerika'ya yerleşerek düz işçi olarak çalışanlara da sahip çıkmış; işçilerin örgütlenmesi ve grev hakkı konusunda da zamanına göre ilerici görüşler ortaya koymuştu. 6 Mart 1860'da; "New England'da gerekli gördükleri anda emekçilerin grev yapabileceklerini, ücret konusunda işverene tabi bulunmadıklarını" söylemiş; bu ilerici adım sermayeyi rahatsız etmişti. Bir takım tutucu çevreler; tersine onun işçi düşmanı olduğunu yaygınlaştırmak için harekete geçmişti. Bu arada sendikalar ve hatta konfederasyonlar Lincoln'e destek veriyor; Marks ve Engels de tam destekle mitinglerin düzenlenmesi için çalışıyordu. Ülkemizdeki Marks çevirmenlerinden Alaaddin Bilgi; "Yine de Aydınlık" kitabında Lincoln'e dair; Londra'da yayınlanan Morning Star gazetesindeki bir yazının Marks ve Engels tarafından nasıl alıntılandığını yazar. Alıntı şöyledir: " Lincoln ard arda verdiği kararlılık örnekleriyle dünyaya kendisini, son derece dikkatli ama asla geri dönmeyen adamlarla ilerleyen, ağır ama sağlam bir kişilik olarak kabul ettirmiştir. Yöneticiliği sırasında attığı her adım doğru yönde olmuş, cesaretle hep ileriye gitmiştir. Belki de topraklarda kölelik kaldırma kararlılığından başlayarak bütün köleliğe karşı hareketlerin daha sondaki sonuçlarının ipuçlarını vermiştir."

***

Lincoln öldürüldüğünde kölelikle ilgili genel bir hat oluşmuştu çoktan. Bu Amerika düşüne uygun bir pazara dönüştü süre içinde. Kendi yurttaşına saygılı, dış dünyaya karşı gaddar yapısının temelini oluşturdu olanlar. Tarık Ali Amerikan yüzyılını özetlerken, "I. Dünya Savaşından itibaren Birleşik Devletler hem ölçü hem de nüfuz anlamında büyüdü ve egemen bir güç haline geldi. Soğuk Savaştan sonra ise ultra emperyalist, meydan okunamaz , askeri anlamda kafa tutulamayan, çok güçlü ve rakipsiz bir ülke haline geldi. İnsanlık tarihinde ilk kez bir impatorluk rakipsiz olmuştur. Romalılar zaman zaman kendilerinin böyle olduğunu düşünürlerdi, fakat Perslerin gücünden, hatta inlilerinkilerinden tümüyle bihaber oldukları için böyle sanırlardı. Hem kafalarındaki dünya Akdenizdi, bütün küre değil. Bu da insanlarının rızasını aldığını varsayan bu imparatorluğun liderlerini son derece rahatlatmıştır." diyordu. Bugün; ABD'nin sonsuz egemen gücünü sağlarken kendi bünyesinde Roma'da olduğu "kölelik sistemi"ni de farklı bir biçimde meşru kılmasının araçlarına bakmak lazım. Bugün özellikle beyazlarla siyahların ayrı okullara gidiyor olmalarının nedeni yasal değil, tamamen sınıfsal. Zenciler yoksul oldukları için devlet okullarında okuyup büyük bir çoğunluğu da ardından eğitimini yarım bırakmak zorunda kalıyor. Zaten siyahların yüzde seksene yakının açlık sınırında yaşaması bugün, farklı bir kulvara geçen modern ırkçılığın temelini oluşturuyor. Aynı şeyin Trumpla daha geniş bir şekilde göçmenlere uygulanması, hatta göçmen polisi ICE'ın saldırgan tutumları, ülke dışında İsrail destekli İran cephesinin açılması düşünselliğin 1800lerin gerisine gittiğini gösteriyor.