36 yıl sonra... Muammer Aksoy

Ankara'da bir kış günü akşam alacasında zaman zaman kendini hatırlatan bir ayaz yalayıp geçiyor yüzleri. Buna rağmen Muammer Bey bürosundan çıkıp eve yürümek istiyor. Yol boyunca belki de vatan toprağının göz göre göre peşkeş çekilmesini düşünüyor. Daha önce defalarca yazmış çizmiş; 1965'te yayımladığı "Türkiye'nin Petrol Faciası ve ıkar Yol" kitabında yabancı petrol şirketlerinin egemenliğine değinmiş; İran, Meksika, Kolombiya, Venezuela gibi ülkelerin yanında ahvalimizin devede kulak gibi göründüğünü ama petrol tüketim piyasasının kontrolünü elinde tutmak isteyenlerin iç savaşının bizi önünde sonunda etkileyeceğini söylemiş, petrol konusunda dışa bağımlı bir ülke haline gelmeye itiraz etmişti. Benzeri durum madenlerimiz için de geçerliydi. Onların işletmesi de devletin kontrolünde olmalı, yabancı ülkelerin etkinlik alanına müsaade edilmemeliydi. Öğleden hemen önce ise Emin ölaşan ile Atatürkçü Düşünce Derneği'ni neden kurduğunu anlatan bir söyleşi yapmıştı. Hürriyet gazetesinde ölümünden sonra yayımlanan söyleşide şunları söylüyordu: "Laiklik düşmanı denilince zannediliyor ki bunlar sadece ortaçağ zihniyetine sahip fanatik, gerici insanlardır. Bunun yanında laikliğin tehlikeye düşmesinin ve irtica faaliyetlerinin büyük boyutlara ulaşmasının ardında ikinci sorumluluk siyaset adamlarındadır. Sırf oy alabilmek için onlar günübirlik çıkar içindeler; üçüncü grup ise dış ekonomik ve siyasal güçlerdir." Nitekim o, daha önce kaleme aldığı "Laikliğe ağrı" metninde, "Türkiye için irticadan daha büyük hatta ona yakın hiçbir tehlike söz konusu değildir" diye yazmıştı.

***

Muammer Bey, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin tam bağımsız Türkiye için önemli bir adım olduğuna inanıyor; Anadolu'da örgütlenmenin bağnazlığı yenebileceğini düşünüyordu. Bu sayede Türkiye kendi özsermayesiyle ilerleyebilir, emperyalist rüzgârlara kapılmadan kendi gücünü oluşturabilirdi. Ülkenin tam demokrasiye ulaşması ile mevcut özsermayesinin korunması ile doğrudan bir ilişki vardı. Böyle böyle eve vardı. Saat 19.05'ti. Bahçelievler'deki apartmanın girişinde bir karartı ile karşılaştı. Bir anda bir tabanca ona yöneldi. Dört el ateş edildi. Tüm mahalle donmuş kalmış, herkes perdelerin ardına çekilmişti. Saat 21.30 sularında Anadolu Ajansı'na telefon eden bir kişi ise cinayeti "İslami Hareket" adına üstlendi. Böylece karanlıkta kalan faili meçhul yüzün kimliği bize bir şeyler söylüyordu.

***

Aradan tam 36 yıl geçti. Muammer Aksoy'un ölümü 90'lı yıllardaki cinayetlerin başlangıcıydı. Ardından etin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu