Yazı, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının Hürmüz Boğazı'nı kapatma riskini ve bunun küresel enerji arz güvenliğini tehdit ettiğini savunmaktadır. Bu iddiayı, 1973-1979 petrol krizlerinin tarihi örnekleriyle ve Çin, Hindistan, Japonya gibi büyük Asya ekonomilerinin enerji bağımlılığı üzerinden desteklemektedir. Ancak bugünün hedge mekanizmaları, enerji arz çeşitliliği ve teknolojik gelişmeler, yazarın sunduğu stagflasyon senaryosunu kaçınılmaz hale getirmekte mi?
ABD'nin İran limanlarına ve Hürmüz Boğazı geçişlerine yönelik başlattığı abluka, bölge ülkelerinden petrol ve doğal gazın akışının aksaması yani petrolün ve doğal gazın uluslararası piyasalara ulaşmaması demektir.
Hürmüz Boğazı'ndaki bu belirsizlik hem petrol piyasalarını etkiliyor hem de neden olduğu belirsizlikle dünya ekonomisinde kırılganlığa neden oluyor.
Çünkü Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin ve önemli miktarda sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) geçtiği ve dolayısıyla küresel enerji arz güvenliğinin kalbidir.
Bu durum, küresel ekonomiyi yüksek fiyat artışları karşısında savunmasız hale getirmektedir.
ABLUKA SÜRESİNİN UZAMASI VE HÜRMÜZÜN KAPALI KALMASI
Eğer abluka uzar ve Hürmüz Boğazı tamamen kapanırsa, petrolün varil fiyatlarında sert bir yükseliş kaçınılmaz hale gelir.
Özellikle petrol ve doğal gaz rotalarının değişmesiyle artan maliyetler enflasyonu yeniden tetikleyecektir.
Buna ek olarak, enerji arz güvenliğinde yaşanacak sorunlar nedeniyle enerjiye bağımlı bir çok ülke ekonomilerinde yaşanacak üretim kesintileri, küresel bir stagflasyon dalgasına neden olacaktır.
Dolayısıyla, ablukanın uzaması ve Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması dünya ekonomisinde ekonomik ve siyasi istikrarın kaybedilmesi anlamına gelecektir.
YENİ BİR ENERJİ KRİZİ Mİ
Hürmüz Boğazı'nda devam eden abluka ve kapanma, 1973 ve 1979 petrol krizlerini hatırlatmaktadır.
1973 ve 1979 petrol krizlerinin neden olduğu arz şokları kısa sürede fiyatları arttırmış, enflasyonu körüklemiş ve birçok ülkeyi ekonomik krize ve borç krizine sürüklemişti.

21