Sadelikte Saklı Derinlik

Ankara'da hafta sonları kültürle buluşmak çoğu zaman seçim yapmayı gerektirir. Geçtiğimiz cumartesi de öyle oldu. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği'ndeki kısa bir sohbetin ardından Server Vakfı'nda çocuk edebiyatının usta kalemi Ayşegül Sözen Dağ'ı dinleme imkânı bulduk.

Söyleşi, çocuk edebiyatının sanıldığı gibi "basit" bir alan olmadığını bir kez daha hatırlattı. Aksine çocuk edebiyatı, pedagojik duyarlılık, estetik dil ve hayal gücünün dengeli biçimde birleşmesini ister. Çocuklar için yazmak, yazarın bilinçli olarak eğilmesini, çocuğun dünyasına göz hizasından bakmasını gerektirir. "Çocuğa görelik" bu alanın temel ilkesidir; metin, yetişkin aklıyla değil çocuğun iç sesiyle kurulmalıdır. Çünkü çocuk okur, imgeyi ve metaforu çoğu zaman yetişkinlerden daha sezgisel kavrar.

Ayşegül Sözen Dağ, edebiyat yolculuğuna şiirle başladığını, üniversite yıllarında aldığı çocuk edebiyatı derslerinin yönünü belirlediğini anlattı. Çocuklar için yazmaya başladığında kelimelerin sorumluluğunun arttığını fark etmiş. Ona göre çocuk edebiyatı, dilde sade; anlamda ise derin olmak zorundadır. Bu sadelik, yüzeysellik değil, bilinçli bir arınmadır.

Dünya çocuk edebiyatını yakından takip ettiğini, özellikle resimli ve felsefî çocuk kitaplarının güçlü bir damar oluşturduğunu ifade etti. Çocuk edebiyatı bugün yalnızca eğlendiren değil, çocuğun düşünme ve anlamlandırma becerisini geliştiren bir alan olarak görülüyor. Türkiye'de son yıllarda nitelikli yerli eserlerin artmasını umut verici buluyor. Çocukların kendi kültürlerinden karakterlerle daha güçlü bağ kurduğunu, Türkçenin imkânlarının bu alanda büyük bir zenginlik sunduğunu vurguladı.

Didaktik dilden özellikle kaçındığını belirten Dağ, bir masalda "iyilik" kelimesini hiç kullanmadan iyiliği anlatmanın mümkün olduğunu söyledi. Çocuk edebiyatında doğrudan öğüt vermek yerine, sezdirme esastır. Güçlü bir metafor, çocuğun iç dünyasında değeri kendiliğinden yeşertir. Hikâyede kahramanın dönüşümü ise vazgeçilmezdir; çocuk okur, metinden değişmiş olarak ayrılmalıdır.

Yazarlıkla editörlüğü birlikte yürütmenin zorluklarına da değindi. Özellikle resimli çocuk kitaplarında metin, çizim ve tasarım süreçleri zaman alıyor; ekonomik zorluklar da cabası. Yine de çocuk edebiyatının gönül işi olduğunu, umudu diri tutmadan bu alanda üretmenin mümkün olmadığını dile getirdi.