Gazeteci ile siyasetçi dost olabilir mi bu nasıl bir sual, elbette olabilir. Sonuçta gazeteci de siyasetçi de her şeyden önce insandır. Aynı şehirde yaşar, aynı çevrelerde bulunur, aynı sofraya oturur, zaman içinde birbirlerini tanıyıp dost olabilirler. Bunda yadırganacak bir taraf yoktur. Asıl mesele, dostluğun gazetecinin mesleğine ne ölçüde sirayet ettiğidir.
Çünkü gazetecinin işi, dostunu memnun etmek değil, gerçeğin peşinden gitmektir. Gazeteci, dostu olan siyasetçinin yanlışını görmezden gelmeye, onun aleyhine olabilecek bir haberi yazmamaya veya kendisinden aldığı bilgiyi sorgulamadan yayımlamaya başladığında, artık dostluk ile meslek arasındaki sınır ortadan kalkmış demektir.
Oysa siyasetçiyle kurulan yakın ilişki, gazeteci için önemli bir bilgi kaynağı da olabilir. Siyasetçinin anlattıkları, olayların perde arkasına ilişkin bilgiler ve kulisler gazetecinin haberine ışık tutabilir. Fakat gazeteci, bilgiyi kimin verdiğine bakarak değil, doğru olup olmadığına bakarak değerlendirmelidir. Dostunun söylediği bir söz de herkesin söylediği söz gibi araştırılmalı, doğrulanmalı ve gerektiğinde başka kaynaklardan teyit edilmelidir.
Burada siyasetçiye de önemli bir sorumluluk düşüyor. Siyasetçi, kendisini öven gazeteciyi iyi gazeteci; kendisini eleştiren gazeteciyi kötü gazeteci olarak görmemelidir. Gazetecinin görevi siyasetçiyi memnun etmek değil, kamuoyunu bilgilendirmektir. Bazen iyi gazetecilik, siyasetçinin hoşuna gitmeyen soruyu sormaktır. Bazen de dost olduğu siyasetçinin yanlışını açıkça yazabilmektir.
Zaten gerçek dostluk da burada sınanır. Bir gazeteci, siyasetçi dostuna gerektiğinde "Yanlış yapıyorsun" diyebiliyorsa dostluğunu küçültmüş olmaz. Tam tersine, dostluğa gerçek bir değer kazandırır. Aynı şekilde siyasetçi de dostu olan gazetecinin eleştirisini kişisel bir saldırı olarak görmemelidir. Dostluk, birbirinin her yaptığını onaylamak değil, gerektiğinde birbirine doğruyu söyleyebilmektir.

12