12 Eylül'ün ardından Milli Türk Talebe Birliği'nin kapatılmasıyla gençliğin omuzlarında açılan o derin boşluk, 1985 yılında gönülden bir iradeyle kurulan Birlik Vakfı'yla doldurulmaya çalışıldı. Bir ihtiyaçtan doğan bu yürüyüş, zamanla bir dava ahlakına, bir vefa zincirine dönüştü. Eğitimden kültüre, gençlik çalışmalarından sosyal dayanışmaya uzanan geniş bir alanda, millî ve manevi değerleri merkezine alan Birlik Vakfı; kırk yıl boyunca binlerce gencin hayatına sessiz ama derin izler bıraktı. Karşılıksız fedakârlıkla, adanmışlıkla yürütülen bu hizmetler, vakfı Türkiye'nin en köklü sivil toplum yapılarından biri hâline getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birlik Vakfı'nın 40. kuruluş yılı vesilesiyle düzenlenen programa teşrif ederek bu uzun yolculuğa tanıklık eden bir konuşma yaptı. Kurucu isim İsmail Kahraman'a "ağabey" hitabıyla başlayan bu samimi giriş, salonda hissedilen sıcaklığın da bir özeti gibiydi. Cumhurbaşkanı, MTTB'nin darbe döneminde kapatılmasıyla doğan boşluğu doldurmak amacıyla kurulan Birlik Vakfı'nın, kırk yıl boyunca gönüllülük esasına dayalı olarak yürüttüğü eğitim, kültür ve sosyal hizmet faaliyetlerine özellikle vurgu yaptı.
Programda; 26. Dönem TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Başkanı İsmail Kahraman ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da birer konuşma gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakfın kuruluşundan bugüne emeği geçen herkesi rahmet ve şükranla yâd ederken, bu hizmet zincirinin kopmadan devam etmesinde sorumluluk alan tüm yöneticilere teşekkür etti. Hâlihazırda vakıfta görev yapan Yaşar Karayel ile Mehmet Alacacı isimlerini zikretmesi, bu emeğin ne kadar kıymetli görüldüğünün de bir işaretiydi.
Konuşmasının ilerleyen bölümünde iç ve küresel gelişmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültür emperyalizminin bireyden aileye, aileden topluma uzanan ciddi bir çözülme riski taşıdığına dikkat çekti. "Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız" sözleri, salonda güçlü bir alkışla karşılık buldu.
Erdoğan, siyasetin suni ve kısır gündemlerini geride bırakarak milletin gerçek meselelerine odaklanması gerektiğini vurguladı. Dijital tekno-kültürün gençler üzerindeki yıpratıcı etkilerine karşı topyekûn bir mücadele çağrısı yaptı. Sporcuların, sanatçıların ve kanaat önderlerinin sanal kumar ve bahis gibi tehditler karşısında sorumluluk üstlenmesinin önemine değinen Cumhurbaşkanı; jakoben ve elitist anlayışların toplumsal değerleri zayıflattığını, bugün yaşanan birçok sorunun da milletin öz değerlerinden kopuk bu zihniyetten beslendiğini ifade etti. Belediyeleri rant düzeneklerine teslim eden yolsuzluk anlayışını eleştirirken, alkol, uyuşturucu ve kumarın aile yapısını tahrip ettiği açıkken bu alışkanlıkları meşrulaştırmaya çalışan yaklaşımların kabul edilemez olduğunu da güçlü bir dille dile getirdi.

20