Bugünkü makalem, bu konuda art arda yazdığım üçüncü yazı.
Türkiye Cumhuriyeti'nde hukuksuzluk devam edemez...
ünkü Türkiye Cumhuriyeti'nde hukuk, Cumhurbaşkanı'nın ve milletvekillerinin ettikleri yemine göre, onların namus ve şereflerine emanet edilmiştir.
***
Yemin, kökünü esas olarak inançtan, ahlaktan alır.
Hukukta da yeri vardır.
Siyasetteki yeri ise hem inanca hem ahlâka hem özel ve genel hukuka hem de anayasa hukukuna dayalıdır.
***
Önce çok kısaca yemin, namus ve şeref sözcüklerinin anlamlarını (Türk Dil Kurumu Sözlüğü, 7. Baskı) anımsayalım:
Yemin: Ant. Yemin (billah) etmek: Allah adına ant içmek.
Namus: 1) Bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık.
2) Dürüstlük, doğruluk.
3) İffet.
Şeref: Onur. 1) Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer.
2) Erdem, gözüpeklik ve yetenekle kazanılmış iyi şöhret.
***
Şimdi Anayasa'daki milletvekili yemininin metnine, TBMM Genel Kurulu ve Millet önünde edilen yemine bakalım:
Anayasa madde 81; milletvekili yemin metni:
"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma;
hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;
toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma;
büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim."
***
Sıra Cumhurbaşkanı'nın TBMM'de, millet ve tarih huzurunda ettiği yemine geldi.
Anayasa'nın 103'üncü maddesine göre Cumhurbaşkanı yemin metni:
"Cumhurbaşkanı sıfatıyla,
Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma,

5