Tam 66 yıl 1 ay önce!

29 Nisan 1960 günü, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin bahçesinde olağanüstü bir kalabalık vardı:

Menderes, CHP'yi kapatmak amacıyla Meclis'te bir "Tahkikat Encümeni kurduğu" için o sabah Fakülte bahçesinde protesto ediliyordu.

ok kısa bir süre sonra polis ve asker geldi.

Polise veya askere karşı herhangi bir hareket, bir saldırı yoktu. Sadece askerler bahçeye girmesin diye atların ayaklarının dibine yatmıştık.

Ben de 19 yaşın heyecanıyla yatanların en önündeydim; atın biri ürkse nallar beynimi dağıtacaktı.

Bir ara kendimi, yerden kalkıp süvarilerin komutanının yakasına yapışmış, ağlayarak "Bize ateş mi edeceksiniz, biz vatan haini miyiz" derken buldum.

O subay, sonradan Milli Birlik Komitesi üyesi olan Vehbi Ersü imiş!

O sırada CHP milletvekili Ferda Güley geldi, bir otomobilin üzerine çıktı; "ocuklar dağılın lütfen, biz Meclis'te zaten mücadele ediyoruz" dedi ve öğrenciler Güley'i yuhalayarak bahçeden çıkardılar.

Ertesi gün gazetelerde ve radyoda Menderes'in "Muhalefet milletvekilleri Mülkiyeli öğrencileri kışkırttı" yalanı yer alıyordu!

Saat 12 sıralarında öğrenciler bağırmaktan yorulmuş, polisle çatışma olmamış, askerler yerlerinden kıpırdamamış, pek çok arkadaş yemekhaneye inmişti.

İşte tam o sırada Korgerenal Namık Argüç geldi, erleri bahçenin içine soktu ve "Ateş" emrini verdi.

Biz, ateş edilmesi üzerine panik içinde binanın içine kaçtık; bizim arkamızdan Niyazi Bicioğlu'nun emrindeki polis de binaya daldı ve Sütunlu Salon'da ateş ederek öğrenci kovalamaya başladı.

Ben bizzat bir polisin bir arkadaşımıza başı hizasında ateş ettiğini gördüm. O kargaşada kimsenin ölmemesi gerçek bir mucizedir.

Sonradan öğrendiğimize göre, Menderes bizzat askerlere ve polise "Dağıtın" emrini vermişti; oysa bıraksalardı, hareket kendi kendine bitiyordu.

Ben ve birkaç arkadaşım, polis baskını üzerine yurdun pencerelerinden yan sokağa atlayıp kaçtık.

Sonra da fakülte ve yurt kapatıldı, hepimiz istasyonlarda kimlik kontrolü yapılarak sürüldük.