Savcılık ve yargıçlık: Bir insanı özgürlüğünden mahrum etmek gücü!
Adaletin gücü mü, zulmün gücü mü
***
Bu aralar zorunlu olarak ahlak, vicdan, siyaset üzerine köşe yazıları yazıyorum...
ünkü sorunlarımızı anlamak ve çözmek için, iki grubun, İktidar mensupları ile savcı ve yargıçların ahlaklarına ve vicdanlarına bakmak gerekiyor!
Bundan önceki yazılarımda İktidarı oluşturan siyaset ile ahlak ve vicdan konularını açıklamaya çalıştım.
Şimdi sıra yargı ve adalete, yani savcı ve yargıçların ahlakına geldi!
***
Savcı ve yargıçlar, benim kırk kez yazdığım, ekranlarda canlı yayınlarda defalarca dile getirdiğim gibi, toplumun en ahlaklı insanlarıdır; çünkü yaptıkları iş, yani "meslek ahlakları" zaten bunu gerektirmektedir.
Ama yaşanan gözaltılar, hapisler, duruşmalar, kararlar, benim bu yargımı sürekli sınıyor.
Oysa savcılar ve yargıçlar, toplumun vicdanıdırlar...
Ve bunu hak da etmelidirler!
***
Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi, hukuk ve adalet bir toplumdaki genel ahlakın en önemli kaynağıdır.
Savcı ve yargıçların meslek ahlakı, Anayasa ve yasalar tarafından belirlenen kuralları, adalet ile uygulamayı emreder.
Ve onlar bu görevlerini yerine getirirken toplumun ve bireyin ahlakını da belirlerler.
Onların meslek ahlakı, yalnızca kanun maddelerini ezberlemek ya da dosya kapatmak değildir.
Asıl görevleri, genel ahlakı oluşturmak ve korumaktır.
ünkü hukuk ve adalet, ahlakın temelidir; ahlak da hukukun ruhudur.
Kanun, yazılı ahlaktır; mahkeme kararı ise bu ahlakın hayat bulmuş halidir.
Bir savcının iddianamesi, sadece bir suçluyu hedef almaz; topluma "kabul edilemez davranışı" da açıklar.
Bir yargıcın hükmü, sadece sanığı mahkûm ya da beraat ettirmez; o karar, milyonlarca insanın vicdanındaki "Doğru nedir, yanlış nedir" sorusunun yanıtını verir!
Hukukun terazisi, adalet bozulursa, toplumun ahlakı da bozulur.

12