Okul sorunu okulda çözülür!

Dün gazeteniz Cumhuriyet'te, eğitim üzerine iki yazı vardı: Benim yazım, İktidarın İktidarın bütün kurumları olduğu gibi "Eğitim Kurumu"nu, "MEB"i ve "Okul"u da yozlaştırdığı üzerineydi.

Apaydın'ın yazısı, öğrencilere ilişkin sorunların kaynağının ve bu nedenle çözüm yerinin de okul ve öğretmenler olduğu konusundaydı.

Bu yazıyı okuyunca kendi öğrencilik yıllarıma döndüm ve bütün 1950'li yıllarda okuldaki sorunlarımızın nasıl çözülmeye çalışıldığını anımsamaya çalıştım.

***

ÖĞRENCİLERİN SORUNLARI ÖĞRENCİLERLE BİRLİKTE ÖZÜLÜR, ÜNKÜ BU SORUNLARI EN İYİ ONLAR BİLİR!

Okulun uyguladığı model, öğrencilerin her türlü sorununu, yine öğrencilerle birlikte ama öğretmenlerin yakın gözetiminde çözmek üzerine kurulmuştu.

Her yıl Ortaokul dahil her sınıf biri sınıf mümessili, ikisi Talebe Teşkilatı temsilcisi olarak üç kişi seçerdi.

Bu üç kişinin katılımıyla oluşan bir genel kurul, lise son sınıf öğrencilerinden birini "Talebe Teşkilatı Başkanı" olarak seçerdi.

(En matrak durum, liselerin dört yıldan üç yıla indirildiği sene, biri 11. (Suat Ağabey) öteki 12. sınıftan (Necdet Ağabey) olmak üzere iki tane son sınıf öğrencisinin birbirlerine rakip olarak seçime girmiş olmasıyla yaşanmıştı.)

Ayrıca yine seçimle öğrencilerden oluşan (sanıyorum 6 kişilik) bir Haysiyet Divanı vardı.

Hakkında öğretmenlerin ya da öğrencilerin şikâyeti olan öğrenciler önce Haysiyet Divanı'nda yargılanır, gerekirse uyarılır, en ağır ceza olarak da okul Disiplin Kurulu'na yollanırdı.

Öğretmenler ve yönetim, asla seçimlere karışmaz, taraf tutmaz ama seçilenlerin bütün söylem ve eylemlerini yakından denetlerlerdi.

Okul hem karma hem de yatılı olduğu için disipline çok önem verilir, seçilen öğrencilere okulu temsil ettikleri konusunda sorumluluk aşılanırdı.