İnsan, toplum, virüs ve direniş

15 yaşımda, ağabeyimin, hayat modelimin, ölmez idolümün yok olmasıyla tanıştığım ölümden, korkmam...

Ama istediğim gibi davranmamı engellediği için kişiliğimi, hayatımı etkileyen hastalıktan korkarım!

Bir hafta kadar önce, geçen Salı yazımı yazmamı da engelleyen bir virüs saldırısı ile karşı karşıya kaldım.

Hastalığım sırasında, beni hasta eden virüslerle toplumu hasta eden virüslerin benzerliğini keşfettim:

***

Virüsler kendi başlarına yaşayamazlar:

oğalmak için insanda bir konak hücrenin veya toplumda, bir partinin, bir iktidarın içine girmek zorundadırlar.

Virüs, solunum yolu, temas, yiyecek-içecek, emperyalizm, eğitim, siyaset, rüşvet veya başka yollarla vücuda veya topluma girer.

Virüsün dış kabuğu, hedef hücrenin veya kurumun yüzeyindeki özel "anahtar delikleri"ne (reseptörlere) yapışır.

Bu yapışma, virüsün o hücreyi, kurumu, partiyi, iktidarı tanımasını ve içine girmesini sağlar.

Virüs hücreye veya kuruma girdikten sonra, onun içini boşaltmaya başlar ve genetik materyalini (DNA veya RNA, hedef, ideoloji) serbest bırakır. "Uncoating" denen bu aşamada artık virüsün "talimat kitabı" hücrenin, kurumun (partinin, iktidarın) içindedir.

Bireyin veya toplumun kendi hücresi artık kendi işlerini yapmak yerine virüsün emirlerini yerine getirir; böylece virüsün genetik materyalinin kopyaları üretilir.

Bu saldırı, bedenin ya da toplumun hücre kaynaklarını tüketir, normal işlevlerini bozar; bir hücreden binlerce yeni virüs parçacığı çıkabilir ve üretilen parçalar bir araya gelerek yeni virüs parçacıkları (virion) oluşturur.

Virüs ya Lysis yoluyla, hücreyi patlatarak veya kurumu kapatarak dışarı saçılır.

Ya da "Tomurcuklanma" (budding) yöntemi ile hücre zarından, kurumdan bir parça alarak dışarı çıkar.

Bu yeni virüsler, kan yoluyla veya mukoza yoluyla, tayinlerle, terfilerle komşu hücrelere, kurumlara yayılır.

Bir süre sonra ölen veya işlevini kaybeden hücreler, kurumlar, doku ve işlev hasarına yol açar (boğaz ağrısı, öksürük, burun akıntısı, yaygın haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, yolsuzluk).