Yazı, 'illiberal demokrasi' terimini otoriter liderlerin kendi rejimlerini meşrulaştırmak için kullandıkları bir yalanç olarak tanımlar; özgürlüğü olmayan bir yönetim asla demokrasi olamayacağını iddia eder ve Macaristan seçimlerini emperyalizme karşı bir zafer örneği gösterir. Ancak dünyadaki bazı seçimli otoriter rejimlerin toplumsal karmaşa dönemlerinde stabilite sağladığına inananlara göre bu yönetim modeli gerçekten tamamen işlevselmi?
Yazının sonunda söyleyeceğimi en başta belirteyim:
"İlliberal Demokrasi" terimi, diktatör eğimli demagog politikacıların ve onların destekçilerinin, "Demokratik Rejim" yokken, varmış gibi yaparak halkı ve dünyayı aldatmak için uydurdukları bir yalandır!
ünkü özgürlükçü olmayan bir rejim Demokrasi olamaz!
***
Aslında "İlliberal Demokrasi" aldatmacasının tam tanımını şöyle yapabilirim:
"İlliberal Demokratik" rejimde, güya seçim yapılmaktadır ama ne medya özgürlüğü vardır, ne yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri arasında bir ayrım, ne başta ifade ve medya özgürlüğü olmak üzere Temel Hak ve Özgürlükler, ne de muhalefet özgürlüğü; ayrıca bütün devlet kurumları da iktidarın emrine girmiştir!
Böylece seçimler de iktidarın yönetim ve denetiminde, bir aldatmaca haline dönüşmüştür.
"İlliberal Demokrasi" terimi zaten sözcük anlamıyla da, esas olarak "Özgürlükçü olmayan Demokrasi" anlamını taşır.
ünkü buradaki "Liberal" sözcüğü, "İlliberal Demokrasi" terimini icat eden Amerikan İngilizcesindeki "özgürlükçü" anlamında kullanılmıştır.
(ABD İngilizcesindeki "Liberal" terimi, "özgürlükçü" ve hatta "ılımlı solcu" anlamında kullanılır. İngiliz İngilizcesinde ise "Liberal" terimi "sağcı" ve "sermayeden yana" anlamını taşır.)
***
Terim ABD'li yazarlar tarafından kullanılmaya başlanmış ve yine onlar tarafından popülerleştirilmiştir.
1995'te Daniel A. Bell, David Brown, Kanishka Jayasuriya ve David Martin Jones'un "Towards Illiberal Democracy in Pacific Asia" kitabında Doğu Asya (Pasifik Asya) bağlamında kullanıldı.
Bu kitap, liberal demokrasinin evrensel olmadığını, Asya'da daha "illiberal" (özgürlükçü olmayan, otoriter eğilimli) sözde demokratik modellerin olabileceğini anlatarak, bu tür rejimleri "Demokratik" terimiyle olağanlaştırıyor ve meşrulaştırıyordu.

5