'İktidar mensupları'nın da vicdanları vardır! (2)

"Komisyon"un raporuna ilişkin "Vicdani" soruları da Pazar gününe bırakarak...

Bu yazı, evrensel bilgiler ve gerçekler bağlamında "İktidar Mensuplarının Vicdanları" hakkında yazılıyor.

Hiç kuşkusuz, kendi toplumumuz, kendi devletimiz, kendi iktidarımız, dolayısıyla kendi "İktidar Mensuplarımızın Vicdanları" hakkındaki gerçekleri, sorunları ve çelişkileri irdelemek amacını taşıyor.

Bu açıdan "İktidar Mensuplarının Vicdanları", dediğimiz zaman, önce, "İktidar Mensupları" kavramının açık ve net olarak tanımlanması gerekiyor.

Zaten yetersiz olan, Temel Hak ve Özgürlükleri yeterince korumayan 1982 Anayasası'na ve onu tam bir "ucube", bir "hilkat garibesi" haline sokan 2017 değişikliklerine göre, Türkiye Cumhuriyeti'nin "İktidar Mensupları", tek kişiye bağlı hiyerarşik bir yapıda yer almaktadır:

En yukarıda, Devlet'in bütün Yasama, Yürütme ve Yargı güçlerini belirleyen, denetleyen Cumhurbaşkanı vardır.

Dolayısıyla, doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Yüksek İstişare Kurulu, Özel Kalem, Genel Sekreter, Danışmanlar, Genel Müdürler, Politika Kurulları gibi "Cumhurbaşkanlığı örgütleri" ve buralarda görevli olanlar, "İktidar Piramidi"nin en üst kademesinde yer almaktadır.

Cumhurbaşkanı'nın altında, "İktidar Mensubu" olarak yasama adına, iktidar partisinin milletvekilleri, yürütme adına bakanlar, yargı adına yüksek ve yerel mahkemeler ile kurullar yer almaktadır.

Buradaki en önemli husus, Anayasa'ya göre, iktidarı da denetleme görevi yapacağı için, iktidardan bağımsız olması gereken yargı mekanizmasını oluşturan mahkeme ve kurulların kadrolarının çeşitli biçimlerde doğrudan Cumhurbaşkanı'nın (yani tek bir kişinin) kararlarına bağlı hale getirilmiş olmasıdır.