'İktidar mensupları'nın da vicdanları vardır (1)

ÖNCE VİCDAN KAVRAMINI TANIMLAYALIM:

Ahlak, bireyin ve/veya toplumun doğru ve yanlış davranışları belirleyen değerler, kurallar ve ilkeler bütünüdür.

Ahlak, genellikle toplumsal kimlik ve kurallar, kültürel değerler ve bireysel inançlarla biçimlenir.

Ahlak, Vicdanın rehberi gibi işlev görür; bireyin hangi davranışların doğru veya yanlış olduğunu anlamasına yardımcı olur.

VİCDAN, bireyin kendi eylemlerini ahlaki açıdan değerlendiren ve ona doğru yolu gösteren içsel bir rehberdir.

Vicdan, genellikle bir eylem sonrasında rahatsızlık (suçluluk) veya huzur (doğru yapmış olmanın tatmini) duygusuyla kendini gösterir.

VİCDAN, Bilinçli bir zihnin, ahlaki değerler doğrultusunda kendi eylemlerini değerlendirme mekanizmasıdır.

Bu üçü, Ahlakı ve Vicdanı olmadan doğan bireyin, Doğanın kölesi olmasına rağmen, insanlaşmasını, insani değerler ve ilkeler oluşturmasını, insan olarak varlığını sürdürmesini ve geliştirmesini sağlar.

***

İnsanın doğuştan ne Bilinci vardır, ne Ahlakı, ne de Vicdanı.

Sadece, yeme, içme ve uyuma refleksleri (içgüdüleri) vardır.

Zamanla "Ben" odağında Bilinci gelişir, aileden ve toplumdan Ahlakı öğrenir, Ahlak kurallarından içselleştirdikleri ile Vicdanı oluşur.

İşte insan, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırmayı bu mekanizma sonunda oluşan Vicdanı sayesinde öğrenir.

***

Bizi (yani "Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşları"nı) yöneten "İktidar Mensupları"nın da hem Bilinçleri, hem Ahlakları, hem de Vicdanları vardır.

Üstelik de "İktidar Mensupları" da bizimle ("Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşları"yla) aynı toplumun üyeleri, aynı devletin vatandaşlarıdır.