Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti'nde sürekli olamaz!

Yine dünkü Cumhuriyet...

Yeni birinci sayfa manşeti:

"Aziz İhsan Aktaş davasının ikinci gününde Adanalı başkanlar savunma yaptı:

'SİYASİ CEZA PRATİĞİ'

SİLİVRİ'DE HUKUK DERSİ"

Sevgili ve değerli okurlarımız, gazeteniz Cumhuriyet, eskilerin "Fikri takip" dedikleri türden bir gazetecilik yapıyor:

Olayların arkasındaki ana nedenleri, gerçekleri saptıyor ve görünen olayları bu teşhis üzerinden size aktarıyor.

***

Son günlerdeki hatta yıllardaki olayların arkasındaki gerçek ve temel belirleyici "HUKUKSUZLUK" olgusudur, ama bu olgunun Türkiye'de sürekli olması olanaksızdır; çünkü:

1) Türkiye ne İran'dır, ne Irak'tır; ne Afganistan, ne de Suriye:

Bu HUKUKSUZLUK olgusu, başka bir otoriter ya da totaliter bir rejimin yerine, onun devamı veya karşıtı olarak gelmemiştir.

Tam tersine, "Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti" olan Cumhuriyet Rejimi üzerine monte edilmek istenmektedir; Niyazi Berkes'in tanımıyla, "200 YILDIR AĞDAŞLAŞMA MÜCADELESİ" yapan toplumda bunu gerçekleştirmek olanaklı değildir.

2) HUKUKSUZLUK olgusuna (sürecine) karşı "Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti Rejimi"nin "Millet tarafından" savunulması, Anayasa emridir:

Bu Anayasa için direnmek, her Türk vatandaşının, özellikle de her gazetenin, her televizyonun, her radyonun, başta Meslek Odaları ve Sendikalar olmak kaydıyla her Demokratik Toplum Örgütü'nün ve elbette, öncelikle her Siyasal Parti'nin, görevidir.

3) Bütün yöneticiler, başta Cumhurbaşkanı olmak kaydıyla bu Anayasa'nın aşağıda alıntıladığım yorumuna uymak yemini etmişlerdir:

"Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa;

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak;

Türkiye Cumhuriyeti'nin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;