Hukuksuzluk, yani kuralsızlık ve keyfilik, en çok onu yapan iktidarlara ve onların yönettikleri toplumlara zarar verir; çünkü istikrarı bozar!
Hele krallık, padişahlık gibi tek kişi yönetimlerinde bütün düzen ve yargı "Padişahımız Efendimiz"in veya "Kral Hazretleri"nin emirlerine ve yasaklarına dayandırıldığı için, İslamda Şeyhülislamlığın, Hıristiyanlıkta Kilisenin varlığına ve iktidarı paylaşmasına rağmen, tek bir kişinin, duyguları, düşünceleri ve çıkarları bütün düzeni belirlediğinden dolayı toplumda istikrar çok zor sağlanır.
Gerek Hıristiyanlıkta, VIII. Henry, Ferdinand ve İsabella dönemlerinde, gerek Müslümanlıkta, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Şah İsmail ve II. Mahmut dönemlerinde, toplumun yapısını belirleyen ve hatta bugünleri bile etkileyen olaylar yaşanmıştır.
Batı'da Engizisyon, Doğu'da Şeriat mahkemeleri, istikrar için kurulmuş olan ama değişmeye karşı oldukları için, istikrarı uzun vadede bozan, bu din, siyaset ve hukuk birlikteliğinin en belirgin kurumlarıdır.
***
Güncel sorunlar açısından Hukuk Devleti kavramına geri dönersek "Hukuksuzluk Olgusu"nun, en başta onu yaratan iktidarların gücünü olumsuz etkilediğini, çünkü tek kişi yönetiminde o kişinin ve/veya partinin duygu ve düşüncelerine ve ilişkilerine göre karar vermeye çalışan mahkemelerin kime nasıl davranacağı konusundaki kuralsızlığın ve kararsızlığın, iktidarın siyasal otoritesini ve toplumsal istikrarı sarsacağını yeniden vurgulamalıyım.
Tek kişi ve/veya parti yönetiminde ortaya çıkan "Hukuksuzluk Olgusu" bağlamında hukukun ve yargı kararlarının:
1) O kişinin ve/veya partinin, öznel duygu, düşünce, ideoloji ve isteklerine göre saptırılmaya çalışılması...
2) Yargıçların, savcıların, mahkemelerin, davalar devam ederken bile, iktidarın niyetlerine göre, yukarıdan emirlerle değiştirilmesi...
3) "Saraylara" yakınlık ölçütleriyle yargıya müdahale eden ve hem özel hem öznel borsalar ve müdahaleler yaratan küçük odakların türemesi...

5