"Siyasal iktidar", kendini seçenlerin "hizmetkârıdır":
Her seçim döneminde liderler "Size en iyi ben hizmet ederim" iddiasıyla gelir ve seçmenden oy isterler.
Seçmen, "hizmetkâr" olarak seçeceği liderden mal ve can güvenliğinin sağlanmasını ve refahının artırılmasını bekler. Bu nedenle ona yetki ve para verir!
Ama bazen seçilerek görevlendirilmiş olan "hizmetkâr", efendisi olan seçmene güvenlik ve refah vereceğine, iktidar hırsıyla onu soymaya ve dövmeye başlar; cebinden parasını alır, hapse atar, malına mülküne el koyar.
Bunu da "Ben Devletim" diye, efendisi olan milleti kaba kuvvetle, şiddetle korkutarak ve sindirerek yapar!
Elbette, kaba kuvvetin, şiddetin, korku ve sindirme sürecinin gerisinde bir de "ikna süreci" vardır:
İktidardaki parti veya lider bunu "Ben devletim, benim aklım senin aklından üstündür; senin çıkarını ben senden iyi bilirim" diye seçmene yutturmaya kalkar.
Tarih, kendini "Devlet" yerine koyan siyasal iktidarların ve liderlerin yaptıkları zulümlerle ve cinayetlerle doludur.
Demokratik rejimlerde, Anayasalar, Anayasa Mahkemeleri ve Siyasal Partiler, seçilmiş hizmetkârların yani iktidarların "Ben Devletim, benim aklım Devlet Aklıdır, seni hem soyarım, hem döverim" aldatmacasını engellemekle yükümlüdürler.
Dolayısıyla bir muhalefet partisi hele hele bir ana muhalefet partisi asla "Devlet Aklı" diye, kendisinin üstünde olan bir siyasal otoriteden söz edemez.
Bunu söylediği anda, Demokratik Rejimi tahrip ederek kendisini devlet yerine koyan bir iktidarın dümen suyuna girmiş ve muhalefet görevine ihanet etmiş olur!
CHP içindeki "Butlancı" ekibin niçin kamuoyu ve CHP seçmeni tarafından haksız görüldüğü, bu ekibin görüşlerini aktaran Kuşoğlu'nun aşağıdaki yorumlarından anlaşılıyor:
Mehmet Ağar ile işbirliği yaparak siyasete giren ve sağdan sola dönerek CHP'ye transfer olan Bülent Kuşoğlu'nun T 24'de Cansu amlıbel ile yaptığı söyleşide "Devlet Aklı" konusunda söyledikleri çok yanlıştır ve Demokratik rejime aykırıdır.
İlgili bölümü, kendisine haksızlık etmemek için, haber metninden aynen aktarıyorum. Sorular da yanıtlar da önemli.
***
amlıbel: Mesela 19 Mart sürecinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yaptığı mitingler için "Bu kadar mitinge ne gerek var" cümlesini ben bizzat Kemal Bey'in ağzından duydum.
Toplumsal muhalefet zirvedeyken "Mitinglere ne gerek var" diyebildi. Keza Bahçeli'nin "Sokaklara dökülmeyin" uyarısı benzer bir şey aslında.
Yani devlet aklının CHP için uygun gördüğü bir muhalefet biçimi var sanki...
Kuşoğlu: Devlet aklı önemli.
amlıbel: "Devlet aklı"ndan siz ne anlıyorsunuz
Kuşoğlu: "Devlet aklı"ndan ben devlette çalışanların, devlet bürokrasinin aklını anlıyorum. Bunlar isimlendirilemez.
Güvenlik konularında, maliye ve Hazine'yi ilgilendiren konularda oturdukları koltuklar dolayısıyla, kendilerine gelen bilgiler, yaptıkları değerlendirmeler dolayısıyla bir etkileşim söz konusu oluyor ve bir akıl ortaya çıkıyor.
İşte o, devlet aklı. O devlet aklının arkasında yabancının olmaması lazım, arkasında başka akılların olmaması lazım. Temiz olması lazım o aklın. Kastettiğim o. Yani böyle derin devlet gibi bir şeyi kastetmiyorum.

9