Geleceği biçimlendirebilmek

Şu ya da bu biçimde, bir toplumun başına geçen egemen, bir ilkel insansa geleceği kendi iktidarını sonsuza kadar uzatmak için biçimlendirmek ister:

Ne kadar cahilse, ne kadar otoriter ya da totaliter ise, ne kadar Faşistse o kadar baskıcı, sömürgen ve zalim olur.

ünkü, ölümlülüğünün zamanın ve mekânın sonsuzluğunda kendisinin bir hiç olduğunun farkında değildir!

Hem sömürür hem ezer...

Zulmettikçe güçlendiğini sanır ama tam tam tersine zulmü arttıkça hem gücü hem de geleceği biçimlendirme olanağı azalır ve sonunda yok olur.

O yüzden de geleceği biçimlendirebilme gücü yoktur!

Örnek istiyorsanız, firavunların, zamanın ve mekânın sonsuzluğunu aşmak için yaptırdıkları PİRAMİTLERE bakın.

***

Bu ilkelliğe karşılık, şu ya da bu biçimde bir toplumun başına geçen egemen bir uygar insansa geleceği, yönettiği toplumu daha gönençli (müreffeh) daha güvenli, daha iyi, daha doğru, daha haklı, daha güzel ilkelere göre Bağımsızlığa, Özgürlüğe, Eşitliğe, Laikliğe, Dayanışmaya, Adalete ve Barışa yönelik olarak biçimlendirmek ister:

İnsanlara ne kadar saygılıysa, yönettiği toplumu ne kadar çok seviyorsa onlarla o denli güvenilir ilişkiler kurar.

Halkıyla, milletiyle, seçmeniyle, göz göze, gönül gönüle iletişim kurar, işbirliği yapar, ortak çalışır.

Zamanın ve mekânın sonsuzlukları karşısındaki ölümlü hiçliğinde, herkesle, özellikle de hizmet ettiği insanlarla eşit olduğunu hiç unutmaz.

Geleceği biçimlendirmek için attığı adımların, insanlığın ve kendi toplumunun ahlakına, umutlarına, beklentilerine, gönencine, güvenliğine, iyiliğine, güzelliğine uygun olduğunu bilir.

O yüzden de geleceği biçimlendirebilme gücü çok yüksektir.

Örnek istiyorsanız, Mustafa Kemal Atatürk'e bakın.

***

Cumhuriyet'in genç yazarlarından Ali Apaydın dün yayımlanan "Bugünlerden Sonra" yazısında şöyle diyordu: