Dincilik, etnikçilik ve emperyalizm

DİNCİ VE ETNİKİ POLİTİKALAR, DEMOKRATİK CUMHURİYETİ TEMELİNDEN YOK EDERLER:

ünkü Demokratik Cumhuriyet, bireysel özgürlük ve eşitlik, çoğulculuk, hukukun üstünlüğü ve bunu sağlayacak olan bağımsız yargı ve bütün dini ve etnik kimlikler karşısında tarafsız laik bir devlet yapısı üzerine kuruludur.

Bu iki yaklaşım ise tam tersine, din ve etnik köken üzerinden grup kimliğini, devletin yapısı ve işleyişi ile vatandaşlık tanımının merkezine koyar.

Sonuçta "halkın, seçmenin, iradesi" değil, "bizim grubun/partinin iradesi" egemen olur ve sistem çöker!

***

1. DEMOKRATİK CUMHURİYETİN TEMEL İLKELERİNE DOĞRUDAN KARŞIDIRLAR VE BUNLARI ÜRÜTÜRLER.

a) Eşit vatandaşlık yerine grup üstünlüğünü savunurlar.

Demokrasi "Bütün vatandaşlar yasalar önünde eşittir" der ama dinci politikalar "inananlar/ inanmayanlar", etnikçi politikalar ise "bizim soyumuz/ötekiler" ayrımı yapar.

Bu grup kendisini devletin "sahibi" olarak görür; "başkalarına" ise "misafir" veya daha da sakıncalı bir biçimde "tehdit" olarak bakar.

b) Anayasa'nın eşitlik ilkesini fiilen iptal ederler.

Devletin vatandaşlara karşı davranışında, "bizden olanlar" ve "bizden olmayanlar" ayrımı başlar.

c) oğulculuk yerine tek gerçeklik iddiasını egemen kılar, tekçi bir kültürü ve monistik bir siyaseti uygularlar.

Demokrasi, farklı fikirlerin serbestçe ifadesine ve rekabetine dayanır. Din ise "mutlak hakikat" iddiasındadır; etnikçilik de "kültürel ve biyolojik gerçek" iddiasına dayanır.

ç) Serbest tartışmayı ve serbest rekabeti bitirir, uzlaşmayı imkânsızlaştırırlar.

İktidara muhalefet artık "yanlış fikir" değil, "dine ihanet" veya "ulusa ihanet" haline gelir.

d) Hukukun üstünlüğü yerine ideolojinin üstünlüğünü egemen kılarlar.

Yasalar, dini metinlere veya "grubun ruhuna" göre, iktidarın görüşlerine uygun olarak yorumlanmaya başlar.

Yargı bağımsızlığı biter; yargıçlar ve savcılar, "doğru inanca", "doğru etnik kökene" ya da "iktidara yakınlığa" göre atanır.

e) Anayasayı fiilen askıya alırlar.

Devleti temsil eden bütün bağımsız kurumlara el konur.

AYM ve uluslararası AİHM kararları uygulanmaz.

***

2. TOPLUMU KUTUPLAŞTIRARAK BARIŞ İİNDE BİRLİKTE YAŞAMA İRADESİNİ YOK EDERLER.