Atatürk'ün Cumhuriyet ile hedeflediği rejim "Demokrasi"dir.
Demokratik rejimin iki meşruiyet kaynağı vardır:
1) Özgür, adil, şeffaf, muhalefet ile iktidar partilerinin eşit koşullarda yarıştığı, gerçek seçeneklerin bulunduğu, bağımsız yargı denetimindeki, periyodik seçimler.
2) Temel Hak ve Özgürlükler ve bunları koruyan, kuvvetler ayrımına dayalı Anayasa.
Bu meşruiyet kaynaklarının iki güvencesi zorunludur:
1) Anayasa uygulamalarını izleyen, onu iktidarlara karşı koruyan Anayasa Mahkemesi.
2) Siyasal iktidardan bağımsız yargı.
Ne yazık ki Emperyalizmin de baskısı ve içerideki işbirlikçileriyle, vahşi kapitalizm, bu gereklilikleri yok sayıp Demokratik rejimi yozlaştırarak Cumhuriyetin de altını oymuştur!
***
Meşruiyetin temeli olan Temel Hak ve Özgürlükler ihlal edilirse, iktidar, Emperyalizmin de desteğiyle, anayasayı ve insan haklarını yok eder:
Yargı bağımsızlığı "halk iradesine karşı engel" diye zayıflatılır...
Medya "iktidarı yansıtan" seslere indirgenir, eleştiri "ihanet" olur...
Liyakat, parti bağlılığının gerisinde kalır.
Bu süreç, açık darbe biçiminde değil, kademeli ve yavaş bir yozlaştırma ile ilerler:
Önce "geçici" istisnalar çıkarılır: olağanüstü yetkiler, referandumla anayasa değişiklikleri, kritik kurumların yeniden yapılandırılmaları gerçekleştirilir.
Emek ve doğa sömürüsü, gelir ve servetin oligarşiye aktarılması yavaş yavaş zirveye ulaşır...
Sömürüye karşı olan muhalefet bir tehdit olarak etiketlenir ve iktidara sadık bir muhalefet yaratılır...
İktidarın dili, toplumu kutuplaştırır; kutuplaşma, toplumun Demokrasiyi ve Cumhuriyeti koruma refleksini zayıflatır...
Tarih yeniden yazılır ve eğitim buna göre düzenlenir...
Cumhuriyetin laiklik, hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı, kurumsal özerklikler gibi kurucu ilkeleri "eski rejim kalıntısı" diye küçümsenir ve yok edilir...
Yeni kuşaklara, mevcut liderin varlığı ve iradesi, meşruiyet kaynağı olarak öğretilir...
Devletin varlığı ve devamı (bekası) emek ve ahlak sömürüsünü savunan, emperyalizmin de desteklediği, dincilik, etnikçilik, kapitalizm gibi ideolojilerin ve liderin sürekliliğiyle özdeşleştirilir; o süreklilik bozulduğunda devletin de sarsılacağı aşılanır.
İş dünyası, sivil toplum ve üniversiteler, ya bu sürece uyum sağlar ya da yönetimlerine el konur...

7