Lozan'ın 103'üncü yıldönümünü kutlarken "ŞAHSIM DEVLETİ", ülkede öyle bir rejim kurdu ki:
Herkes, her yerde, her an, izleniyor ve kaydediliyor:
Bütün gizli-açık, kişisel, ailesel, hukuki, tıbbi, mali, ekonomik ve iletişim bilgilerimiz, ne yaptığımız, kimlerle konuştuğumuz, nerelerde gezdiğimiz, ne yediğimiz içtiğimiz ve hatta kan, idrar ve gaita tahlillerimiz, röntgenlerimiz, tomografilerimiz, emarlarımız, devlet tarafından kaydediliyor.
Bu rejimde bir kuş bile devletten habersiz uçamaz!
Ama toplum, bir yandan, geçim derdiyle, uyuşturucu ve yasadışı bahis bataklıklarıyla boğuşur ve CHP'li belediyelere sabah operasyonlarını, Nasuh Mahruki gibi insanların sosyal medyadaki fikirlerinden dolayı tutuklanmalarını yaşarken, öte yandan, çarpıcı, büyük yolsuzluk haberleriyle de çalkalanıyor!
Peki, "Özgür Özel'in yeni partisinin şansı nedir"
Toplum, bütün bu izlemelere, kayıtlara, baskılara ve operasyonlara rağmen, hâlâ büyük sömürü ve yolsuzluklarla çalkalanıyorsa, insanlar bu çelişkilerin ve krizlerin faturasını kime keserler ki; muhalefete mi
***
"ŞAHSIM DEVLETİ" REJİMİNDE BİR VALİ:
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020'de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu.
Sonradan ortaya çıkan bulgular şöyle:
Olay sırasında Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel, arama çalışmalarını bile yanlış yerlere yönlendirmiş.
Oğlu Mustafa Türkay Sonel'in (gizli tanık beyanlarına göre) tecavüz ve öldürme eylemlerini örtbas etmiş.
Gülistan'a ait SIM kartını polis Gökhan Ertok'a göndermiş, aynı polise sosyal medyada kendisini eleştirenlerin evlerini bastırtmış, dövdürtmüş, hastane ve kamera kayıtlarının silinmesini ve karartılmasını sağlamış.
Delilleri gizlemiş, bilişim sistemlerindeki verileri bozmuş, resmi belgeleri değiştirmiş.
İddialar arasında Gülistan'ın cansız bedeninin korucular tarafından yok edildiği de var.
Nisan 2026'da, oğlu ve başka suç ortaklarıyla birlikte tutuklanıyor.
Temmuz 2026'da eşi Handan Sonel'in de aralarında olduğu 15 kişi daha gözaltına alınıyor.
***

16