Yazı, yeni İçişleri Bakanı'nın odasına II. Abdülhamit'in resmini asmasını, tarihsel ve sembolik açıdan eleştirmektedir. Yazar, İmparatorluğu iflasa sürükleyen bu padişahın yerine Fatih Sultan Mehmet veya Atatürk'ün resminin daha uygun olacağını savunur; Mehmet Âkif'in "İstibdâd" şiirindeki Abdülhamit eleştirisi ile İçişleri Bakanlığı'nın demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine aykırılığını karşılaştırır. Kamu görevlilerin tarihsel simgeler üzerinden gönderme yaptığı bu tercihler, kurumsal kimliği ve değerleri gerçekten yansıtıyor mu?
Yeni İçişleri Bakanı, odasına II. Abdülhamit'in resmini asmış.
Duvarda Abdülhamit'in resmini görenlerden eleştiriler aldım; "Toplam 1.5 milyon kilometrekare toprak kaybeden, İmparatorluğun iflasını ilan eden padişahtan başkasını bulamamışlar mı" diyorlar.
***
Tarihimizle övünebiliriz elbette:
Benin gözlerim, Osmanlı İmparatorluğu'nu yenen ve topraklarını, Rumlar, Ermeniler, Kürtler ve Araplar arasında paylaştıran Emperyalistleri yenilgiye uğratan ve ikinci bir mucize ile bir Din-Tarım toplumunun yapısı üzerine çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Mustafa Kemal Atatürk'ün büyük boy resmine takıldı.
Diyelim ki bakan, Osmanlı ile de övünüyor:
O zaman da odasına, Osmanlı Beyliği'ni bir dünya imparatorluğuna dönüştüren dâhinin, Fatih Sultan Mehmet'in resmini asması güzel olurdu.
***
Abdülhamit'in resmi, aklıma İstiklal Marşı'mızın şairi Âkif'in mısralarını getirdi:
Onun şiirlerinin toplandığı, 1944 baskısı Safahat, edebiyat öğretmeni annemden kalan kitaplar arasında.
Ama ben değerli tarihçi Sinan Meydan'ın Twitter hesabından yayımladığı, yaklaşık 100 bin kez görüntülenen satırlardan bazılarını alıntılayacağım.
@SMEYDAN
...Mehmet Âkif'in II. Abdülhamit'i...
Şu dizeler istiklal şairimiz Mehmet Âkif'e ait:
"Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek,
Otuz üç yıl bizi korkuttu şeriat diyerek,
Vahdeti muhlisiniz, elde asa çıktı herif,
Bir alay zabiti kestirdi. Sebep 'şer-i şerif...'"
Şu dizeler de Âkif'in:
"Ortalık şöyle fena böyle müzebzep (bozuk) işler,
Ah o Yıldız'daki baykuş ölüvermezse eğer,
oktan beridir vardı, benim bir derdim,
Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim.
O, bizim cami uzaktır, gelemez, mani ne
Giderim ben diyerek vardım onun camiine,
Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı HAMİD,

6