Yazar, Merdan Yanardağ'ın tutuklanması, TELE 1'e kayyum atanması ve kanalının ucuz satışa çıkarılmasını adalet sisteminin çöküşünün somut kanıtı olarak sunuyor; iktidarın muhalif medyayı iftira ve yapay suçlamalarla yağmalama politikasını eleştiriyor. Ancak bu olaylar gerçekten planlı bir baskı kampanyasının parçası mı, yoksa hukuki süreçlerin bağımsız kararları mı?
Burası, benim doğduğum, büyüdüğüm, yurtdışından heyecanla döndüğüm, korumak ve geliştirmek için ölmeye hazır olduğum VATANIM, TÜRKİYE CUMHURİYETİ mi
Bugün ATATÜRK'ün çocuklara armağan ettiği 23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE OCUK BAYRAMI mı
***
Türkiye'nin siyaset ve hukuk tarihine geçen üç akıl almaz sürecin doruk noktalarını belirleyen ve aynı günlerde meydana gelen üç ayrı olay:
1- Yıllar önce katledilen bir kızın, Gülistan Doku'nun cinayeti dolayısıyla, olayı örtbas eden, devletin Tunceli Valisi'nin, Tuncay Sonel'in tutuklanması ve dehşet verici ayrıntıların öğrenilmesi.
2- "Aziz İhsan Aktaş suç örgütü" soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 17'si tutuklu 200 sanığın yargılandığı davada, suç örgütü lideri olarak yargılanan Aziz İhsan Aktaş'ın, tutuksuz yargılanmasına ilaveten, banka hesapları üzerindeki blokelerin de kaldırılması.
3- Bir iftira dolayısıyla, Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte "Casusluk yaptığı" gerekçesiyle tutuklanan ve henüz yargılanması bile başlamayan Merdan Yanardağ'ın kurduğu ve yönettiği, tutuklandığı gün el konulan TELE 1 televizyon kanalının 28 milyon liraya satışa çıkarılması.
***
Merdan Yanardağ olayı özet olarak şöyle:
1- Merdan Yanardağ, iftira olduğu iddia edilen bir ihbara dayalı olarak "Casusluk" suçlamasıyla tutuklanıyor.
2- Kurmuş olduğu ve yönettiği TELE 1 adlı televizyon kanalına, aynı gün el konuyor.
3- "Casusluk" konusundaki iddianame açıklandığında, kamuoyu tatmin olmuyor.
4- Bu nedenle, "karapara aklama" konusunda ikinci bir suçlama daha yapıldığı haberi yayımlanıyor.
5- Bu suçlamalarla ilgili davalar görülmeye bile başlamadan, TELE 1 satışa çıkarılıyor.
Sonuç olarak, somut delil olmadan, iftira olduğu iddia edilen bir ihbar ile Yanardağ yargılanmadan hapse atılıyor, yargılanmadan kanalına el konuluyor ve şimdi de yargılanmadan kanal satışa çıkarılıyor:
Özetle, Anayasa'nın güvencesi altında olan, toplumun ifade ve basın özgürlüğü de Yanardağ'ın can ve mal güvenliği de ihlal ediliyor!
***
Merdan Yanardağ'ın bu konuda X sosyal medya platformunda yaptığı zincir açıklama şöyle:
"Kamuoyuna zorunlu açıklama ve bir çağrı: Tele1'e kayyum atayan iktidar, şimdi de TMSF eliyle satışa çıkararak kanalımızı yağmalamaya ve yandaşlarına peşkeş çekmeye çalışıyor.
Halkın desteği ve dostlarımızın katkıları ile mali ambargoları boşa çıkaran, dahası en büyük dört haber kanalı arasına girerek büyük bir başarı kazanan Tele1, 28 milyon TL'ye ihaleye çıkarılıyor.
Bu fiyat Tele1'in üç aylık işletme giderinden daha azdır. alışanlarımızın beş aylık maaş tutarı (geçen yıl) daha fazlaydı. Biz ücretleri hiç aksatmadan ödedik. Şimdi hepimizin alınterini, emeğini, akıl ve irade ile yarattığımız değeri yok pahasına yandaşa transfer etmek istiyorlar.
Yalan ve iftiraya dayalı 'casusluk' kumpas amacı böylece bir kez daha tartışmasız şekilde gözler önüne serildi. Amaç Tele1'e çökmek, susturmaya çalışmaktı.

4