Yorulacaklar

Olmadı, evdeki hesap çarşıya uymadı. Şov yapmak isterken altında kaldılar. En önemlisi de "adalet, adalet" derken, adaleti ayaklar altına aldılar. Paspas misali çiğnediler...

Uzun uzun örnekler vermeye gerek yok. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır'ın sosyal medya paylaşımı duruyor ortada. Çete, vurgun ve yolsuzluk davasının bir numaralı sanığının arkasında durmakla yetinmiyor. Adalete meydan okuyup, "O sizi yargılayacak" diyor.

Dikkat edin...

Onca suçlamaya ve hiç edilen milyarlara ilişkin herhangi bir savunma yok. "Kumpas bu" ve "Dava siyasi" gibi örtülemelerle kitlelerini diri tutmaya çalışıyorlar. Bakın "İşin içinden sıyrılmak istiyorlar" demiyorum. Çünkü sıyrılamazlar bu şekilde. Sadece vaziyeti kurtarmaya çalışıyorlar.

Dün Halk TV'de İsmail Saymaz konuşuyordu. "Bu dava siyasi, o yüzden savunması da siyasi olur" türünden sözlerle top çevirip durdu...

Kısacası...

İddianamede sıralanan suçlar, ortaya konulan deliller, tanıklar, şikayetçiler, itirafçılar, görünen gerçeklik umurlarında bile değil. Muhtemelen kapağını açıp okumamışlardır bile.

Onlar için Ekrem İmamoğlu pürü pak! Tertemiz ve pırıl pırıl! Sütte leke var, onda yok! Hem de ne yaparsa yapsın bulaşmaz ona!

İşte böyle bir kafa yapısı ile karşı karşıyayız. Durum bu olunca ne gerek var savunmaya

Şov daha önemli!

Hakimlerin kaşı-gözü, salonun düzeni, Dilek Hanım'ın hüznü, Özgür Bey'in celallenmesi, İmamoğlu'nun Silivri'de kaldığı odanın kopyasını yapmak gibi konularla ilgileniyorlar.

Savunma yerine bol bol laf üretiyorlar...

***

Olmaz, adalet böyle tesis edilemez. Tuğla gibi bir iddianame mahkemenin önünde dururken ve ortada onca ciddi suçlama varken hiçbir işe yaramaz bu manevralar. Laf kalabalığı, algı operasyonları ve sağa sola tehditler savurarak bir sonuca varılamaz. Tecrübe ile sabit, sürdürülemez bu durum.

Geçmişte çok takip ettim bu tür davaları. Olacakları söyleyeyim:

Önce bu şekilde çok ciddi enerji ve hırsla harekete geçilir. İlk günlerde büyük kalabalıklar toplanır. Amiyane tabiri ile onlara gaz verilir. Oluşturulan tabloya bakılır,