Vurgunun boyutları
Mülkiye müfettişleri İmamoğlu davasını organize sistem suçu olarak görürken, diğer CHP'li belediye başkanlarındaki yolsuzlukları rutin vurgun sayıyor—peki bu ayrım adil mi, yoksa seçici adalet mi?
Yazar, İBB ve İmamoğlu davasının mülkiye müfettişlerinin titiz raporlarına dayandığını, bunun basit yolsuzluk değil organize bir devlet ele geçirme girişimi olarak değerlendirildiğini ileri sürmektedir. Bu tespiti, Üsküdar, Bursa, Nilüfer ve Uşak belediyeleriyle ilgili operasyonları örnek göstererek CHP'nin çöküşü olarak tanımlamaktadır. Ancak, yazarın bu ayırım—İmamoğlu'nun sistem suçu, diğerlerinin rutin vurgun olması—gerçekten anlamsal bir fark mı yoksa seçici bir çerçeve mi?
İçişleri Bakanlığı bünyesinde bir Teftiş Kurulu vardır. Çok köklü ve önemli bir kuruluştur. Belediyelerdeki denetimleri onlar yaparlar. Çok ince eleyip sık dokurlar. Evrakları didik didik ederler. Hazırladıkları raporlar titiz bir inceleme ve belgeye dayanır.
Adı çıkmıştır mülkiye müfettişlerinin. Rahmetli Babam da mülkiye müfettişiydi, iyi bilirim. Zaman zaman siyasi otoriteye bile direnirler. Yönlendirilmek istenirlerse tepki gösterirler. Geçmişten pek çok örnek vardır. "Olmaz" derler, "İsterseniz beni görevden alabilirsiniz" diye tavır bile koyarlar.
İşte son dönemde belediyelere yapılan pek çok operasyon onların hazırladıkları raporlara dayanıyor. Başlangıç noktası orasıdır. Bugün Ekrem İmamoğlu'nun cezaevinde olmasına yol açan iddianame de o raporlar doğrultusunda hazırlanmıştır. Öyle iddia edildiği gibi gizli tanıklar ve itirafçıların söyledikleri üzerine açılmış basit bir dava değildir. Kısacası, dayanakları sağlamdır.
Zaman zaman görüşürüm kendileri ile. Özetle şunları söylüyorlar:
İBB ve İmamoğlu olayı ile ilgili dava ile diğer CHP'li belediye başkanları hakkındaki davalara farklı bakıyorlar. Ekrem İmamoğlu'nun yaptıklarını devleti ele geçirmek için oluşturulan organize ve kapsamlı bir oluşumun faaliyetleri olarak görüyorlar. Diğer yolsuzluk ve rüşvet hadiselerini ise belediyelerde her zaman karşılaşılabilecek vurgun ve soygunlar olarak değerlendiriyorlar.
Güzel ve doğru tespit! Meselenin özü de bu aslında.
***Konuya bu açıdan bakarsak, daha iyi değerlendirebiliriz olup bitenleri...
Ekrem İmamoğlu ve ekibinin CHP'li belediyelerde yaşanan olumsuzluklarda önemli etkisi ve CHP'ye çok büyük zararı oldu. Yaşadığımız büyük bozulmanın başlangıç noktası orasıdır!
Sadece Kurultay ile ilgili tartışmalara ve "mutlak butlan" davasında ileri sürülen iddialara bakmak yeterli. Korkunç iddia ve ithamlar var. Para gücünün devreye sokularak, sonuç üretildiğine dair açılan davalar sürüyor. Bütün bunlar CHP'lilerin gözleri önünde gerçekleşti. Gören de örnek aldı.
Çıkıyor işte ortaya. Neler yaşanmış neler...
Son olarak Üsküdar'da operasyon yapıldı. Valizler içinde 4,5 milyon lira nakit para ele geçirildi. Belediye içinde Kent A.Ş. adıyla paravan bir şirket kurmuşlar. Yapı ve iskan işlerinde tarifeler belirlemişler. Hukuka aykırı olarak belediyede her işi olandan para toplamışlar. Önlerine geleni çarpmışlar. Mülkiye müfettişlerinin tespitleri sonucu operasyon yapıldı,

5