Neredeyse 25 yıl oldu İletişim Fakültesi'nde gazeteciliğin nasıl yapılacağını anlatıp haber yazma dersi vereli. Kirletecekler için hemen söyleyeyim, devlet üniversitesi olduğu için öyle ciddi para filan da vermiyorlardı. Aldığım ancak taksi parasını karşılıyordu.
O dönemde derslerime katılanlar bilir, hep şunu tekrarladım:
"Haber kutsaldır" dedim:
-Habere bir cerrah hassasiyetiyle yaklaşacaksınız. Ameliyat sırasında bir cerrahın nasıl hata yapma lüksü yok ve çok vahim sonuçlar doğurursa, sizin de haber yazarken böyle bir lüksünüz yok.
Bakın, yorum için böyle bir ifade kullanmıyorum. Çünkü yorum hürdür, ona müdahale edilmez. Ama yorumu yapmak için de belli bir olgunluk gerekir. Her eline kalem alan yorum yapamaz. Yaparsa bugün pek çok örneğini gördüğümüz gibi kendini rezil eder!
Ayrıca...
Köşe yazarları yorum için vardır. Olaylara değişik boyut getirirler. Bazen perde arkasını aralar, bazen kendi bakış açılarını ortaya koyarlar. Elbette fikir ayrılıkları da olur. Türk Basını'nda Nazım Hikmet-Peyami Safa çekişmeleri ve hatta kavgaları meşhurdur.
Tekrar konuya döneyim:
Ama haber kutsaldır, haberin bir namusu vardır!
***Son günlerde birtakım tipler, zibidiler geziyor ortalıkta...
Gazetecilik yaptıklarını söylüyorlar. Hayır, gazetecilik filan değil, düpedüz haysiyet cellatlığı ve tetikçilik yapıyorlar! Algı operasyonları, yalanlar, iftiralar havada uçuşuyor. Gazeteciliğin bütün etik değerleri ayaklar altında. Üç kuruş para için sergileyemeyecekleri madrabazlık yok.
Şimdi geçmişte üniversitede ders verirken söylediğim ifadeleri kullansam, "Ne diyor, ne saçmalıyor bu adam" diye mal mal bakarlar yüzüme.
Maalesef bu hale geldi gazetecilik mesleği!
Kimse kusura bakmasın, ama bunda herkesin, üniversitelerin de payı oldu. "Yorumlayıcı gazetecilik" diye bir ders koydular. O dersi de benim vermemi istediler. Gittim ve dersi nasıl verdim biliyor musunuz "Olmaz böyle şey" dedim:
-Gazetecilikle yorum da neymiş! Haber yorumlanmaz. Haberde objektiflik esastır. Yorum katılmaz.

4