Yıllar, yıllar önceydi. Bir Anadolu ilimizde Anadolu Yayıncılar Derneği'nin organizasyonu çerçevesinde "Uyuşturucu ile mücadelede medyanın rolünü" anlatıyorduk...
O günlerde "Bonzai" adı altında bir madde çıkmıştı. Üzerine şarkılar yapılmıştı, dolaşıyordu internette. Bazı uyuşturucularla ilgili olarak "Ottur, günahı yoktur" türünden sözler üretiliyordu. Ankara Ulucanlar'da bugün yıkılan bir gecekondu mahallesinde bakkalda esrar satılıyordu. Çocuklarımın bakıcısı olan ailenin 18 yaşın altındaki kız çocuğu AMATEM'de uyuşturucu tedavisi görüyordu. Öylesine yaygınlaşmıştı ki, bazı bölgelerde misafirlere "cigaralık" sarılıp ikram edildiğine bile şehit olmuştum.
Bunları ve benzeri olayları anlattım. Tehlikenin büyüklüğüne ve harekete geçilmesi gerektiğine dikkati çektim...
Başta Sinan Burhan olmak üzere, orada bulunan gazeteci arkadaşlar iyi hatırlarlar. İlin Vali ve Belediye Başkanı dikildi karşıma. "Bizim ilimizde böyle şeyler olmaz" türünden sözler ederek, adeta konuyu hafifleştirip basitleştirmeye çalıştılar.
Aldılar tabii cevaplarını...
***Aradan yıllar geçti...
Kanalizasyon patladı ve her şey döküldü ortaya. Bugün anlaşılıyor ki, az bile söylemişim. Tehlike gördüğümden de büyükmüş. Yayılmış da yayılmış, sarmış dört bir yanı.
"Ünlü" dediğimiz insanlar, "sanatçı" diye ortalıkta gezenler, bizim mahalledeki "gazeteci" müsveddeleri, hatta bazı siyasetçiler, çok insan düşmüş uyuşturucu bataklığına. Şimdi operasyon üzerine operasyon yapılıyor, hepsi tek tek toplanıyorlar.
Ne yazık ki çoğunun testi pozitif çıkıyor.
Dün meseleyi küçümseyenler olduğu gibi, bugün de olayı örtülemek ve perdelemek için bilinçli ortaya dökülenler var. "Nereden çıktı bu operasyonlar" diye kıvranıp duruyorlar. Pisliğin üzerini örtmeye çalışıp, temizlemeye çalışanlara saldırıyor, çemkiriyorlar.
İyi oluyor, iyi. Her şey milletin gözünün önünde gerçekleşiyor. Kim kimdir, herkes görüyor.

8