Gittikten sonra oldu

Aslında pek çok kişi gibi biliyorduk olan biteni. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın N.B. ile ilişkisinin de farkındaydık. Belli oluyordu zaten. Diyeceğim o ki, FETÖ'nün kaset kumpası bizim için meçhul olan bir olayı ortaya çıkartmadı. Ama Türkiye'yi derinden sarstı.

CHP bu operasyon sayesinde kökünden ve geleneklerinden koparıldı. Bambaşka bir yörüngeye sokuldu. Partinin bugün içine düştüğü sıkıntıların başlangıç noktası o FETÖ operasyonudur. Gerçekleştirenler de aynı dönemde Başbakan olan Erdoğan'ın odasına böcek yerleştiren polislerdir.

Üç yıl önce bugün kaybettiğimiz Deniz Baykal milli bir siyasetçiydi. Gazeteci olarak çok yakın diyaloglarımız oldu kendisiyle. Zaman zaman oturur iki dost ve arkadaş gibi dertleşirdik...

Partiyi kendi deyimiyle "SHP hastalığından" kurtarmaya çalışıyordu. Çünkü SHP etnik ve mezhepçi bir kimliğe bürünmüştü. O yüzden 12 Eylül 1980 sonrası kapatılan CHP'yi yeniden Türk siyasetine kazandırdı. SHP zihniyeti ile arasına da çok güçlü bir bariyer koydu.

"Anadolu Solu" diye bir kavram geliştirmişti. Buram buram Türkiye kokuyordu. Birkaç defa da "Bunları senin yazman bizim için önemli" diyerek bana uzun uzun atlatmıştı...

Sırf bu milli tavrı yüzünden Sosyalist Enternasyonal'le problemler yaşıyordu. Hatta o dönemde Batıda raporlar yayınlanmış, "Baykal'ın CHP'nin başından gitmesi ve Yeni CHP'nin oluşturulması gerektiği" açıkça belirtilmişti. Yazdık hepsini.

FETÖ'nün kaset kumpası ile başardılar bunu. Kemal Kılıçrdaroğlu'nun 2010 Yılında Genel Başkan olmasıyla açıkça dile getirdiği gibi Deniz Baykal gitti, Yeni CHP geldi.

***

Baykal'dan sonra neler oldu Sıralayayım:

TESEV'ci isimlerle biri İstanbul, diğeri Van'da iki "Arama Toplantısı" düzenlendi. Altı Ok'a alternatif arandı.

CHP'nin milli çizgileri yok edildi. Emine Ülker Tarhan, Onur Öymen ve Dilek Akagün Yılmaz gibi milli isimler partiden uzaklaştırıldı. Yerlerine Atatürk'e "Deccal" diyen ve istihbarat raporlarında