Derdiniz ne sizin

Bildim bileli böyle bunlar, hiç değişmediler. "Özgürlük" nutukları atarken özgürlüklerle savaştılar. "Hürriyet" diye bağırırken, millete pranga vurmaya çalıştılar. "Laikliğin" de içini boşaltıp çarpıtarak, milleti baskılamak ve yönlendirmek için kullandılar.

Yeni ve bugünün meselesi değil bu. Yıllardır aynı ve sürekli böyle...

Yıllar boyunca başı örtülü çocukları okullara sokmadılar. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde ders verirken, "Benim dersime isteyen başörtüsü ile girebilir" dediğim için benimle kavga ettiler. Laikliği bir baskı aracı olarak kullandılar.

Neler yapmadılar ki!..

Mescitleri hedef gösterdiler, "toplu halde namaz kılınıyor burada" diye haber bile yaptılar.

İmam Hatiplerde okuyan çocukları radarlarına koydular. Onları alabildiğine aşağıladılar. Anlı şanlı (!) gazeteciler, sokaklarda kılık-kıyafet avına çıktılar. Bu ülkenin Başbakanını 30 Ağustos Resepsiyonu'nda hepimizin gözleri önünde çocuk gibi azarladılar.

Kısacası...

Yapmadıklarını bırakmadılar. Baskının, aşağılamanın ve eziyetin her türünden örnekler verdiler!

***

Zaman içinde çok şey değişti. Ama bu kafa hiç değişmedi. Beğenmedikleri Osmanlı, fethettiği yerlerde halkın dinine karışmayıp ibadet özgürlüğü verirken, bunlar Müslüman Anadolu'yu değiştirip dönüştürmeye çalıştılar. Hatta Batılılardan daha büyük düşmanlık sergilediler.

Laiklik söz konusu olduğunda, belki de Osmanlı'nın sergilediği tavır bunlardan daha ileriydi. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettikten sonra Grandük Notaras aynen şunları söylemişti:

"Şehirde Latin külahı görmektense Türk sarığını yeğlerim."

Bitmedi, dahası var: Biraz tarihe baksınlar. Balkanlar'daki bütün Ortodokslar, Osmanlı yönetimini Katolik Macar ve Venediklilere tercih etmişlerdi.

Osmanlı bunlardan çok daha hoş görülü, medeni ve ileriydi!

***

Şu sergiledikleri tavra bakın:

Aslında "Laiklik" ilkesi ayaklarının altında, paspas gibi çiğniyorlar. Dinini yaşamak isteyenlere "Yobaz" diyorlar.