Hiç samimi olmadılar Türkiye'ye karşı. Hep arkamızdan oyunlar çevirdiler. Sürekli sırtımızdan hançerlemeye çalıştılar. Gözümüzün içine baka baka yalan söylediler; terör örgütlerini desteklediler.
1990'da bizzat yaşadım ve tanık oldum. Hocalı'daki katliamı durdurmak için Afganistan'daki mücahitlerle bir organizasyon yapılmıştı. Vaktiyle Ruslara karşı Amerikalıların gönderdiği 10 kadar Stinger Füzesi Azerbaycan'a intikal ettirilecekti. Ermeni saldırganların önünü açan, katliamı destekleyen Rus tanklarına ve helikopterlerine karşı kullanılacaktı.
İran bozdu bu planı.
O füzeleri Azerbaycan'a nakledecek olan Özbek Mücahit Komutanı Azad Beg'in helikopterini düşürdüler. Ermenilerle ve Ruslarla işbirliği ve katliam destekçiliği yaptılar.
Türkiye'ye karşı İran'da yuvalanan PJAK kamplarının yerlerini gösterdik, konumlarını verdik. Alay edercesine yüzümüze baka baka "Biz araştırdık, orada kimse yok" cevabını verdiler.
Kısacası, Türkiye'ye karşı yapmadıkları ihanet kalmadı!
Barış zamanı Türkiye'ye bunu yapan İran, savaşta Türkiye'ye bir tek füze atmadı. Çevresindeki bütün ülkeleri vururken, Türkiye'yi "düşman" listesine almadı.
Neden..
Bu soruyu Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a sordum. Güldü, tek kelime bile cevap vermedi.
"Neden" sorusunun cevabını ben vereyim:
Bütün yaptıklarına ve ihanetlerine rağmen, Türkiye hiçbir zaman İran'a karşı düşmanlık sergilemedi. Hep iyi niyetle yaklaştı. Sürekli olarak yıkıcı değil, yapıcı olmaya çalıştı. Bugün de iyi niyetle bölgedeki ateşi söndürmeye çalışıyor.
En önemlisi de...
Türkiye, diğer Körfez ülkeleri gibi değil. Bize saldırmanın çok ağır ve yıkıcı bedeli olur!
Şimdi gelelim en can alıcı noktaya: Kim yürütüyor Türkiye'nin dış politikasını Yirmi yılı aşkın süredir iktidarda Recep Tayyip Erdoğan var. Herkesin bunu görüp, iyi düşünüp, ona göre tavır alması lazım. Özellikle de "Türkiye yönetilemiyor" diye bağırıp, ülkeyi soymaya çalışırken yakalanarak, cezaevlerini dolduranları destekleyenlerin!

2