CHP gözüyle!

Bülent Ecevit'i, Deniz Baykal'ı, Aydın Güven Gürkan'ı ve solun önemli isimlerinin çoğunu iyi ve yakından tanırım. Gazeteci olarak tamamını takip ettim. Gün geldi eleştirdim, ama karşılıklı saygı çerçevesinde bir ilişkimiz oldu. Ne yalan söyleyeyim, çok şey öğrendim onlardan.

Güzel anılarımız var. Yeri geldiğinde ve zaman zaman da yazıyorum yaşadıklarımızı...

Saygı duyulacak pek çok özellikleri vardı. Öncelikle yerli ve milliydi hepsi. Ecevit ya da Baykal uluslararası bir toplantıya gittiğinde, iktidarda kim varsa, rahatça koltuğuna yaslanırdı. Bilinirdi ki, Türkiye'nin hak ve menfaatlerini sonuna kadar korurlar. İç çekişmeleri yurt dışına taşıyıp, ülkelerini şikayet etmezler.

Mesela Baykal'ın yolsuzluklar konusunda yaptığı tarihi bir kurultay konuşması vardır. Herkesin gözünün içine sokulmalı, siyaset okullarında ders olarak okutulmalı.

Ama kalmadı o değerler. 2010 Yılında ortaya çıkan kaset kumpasının ardından yok olup gitti. Yaşayarak görüyoruz işte, her gün yeni ve kötü bir örnekle karşılaşıyoruz; maalesef siyaset anlayışı ve siyaset yapma tarzı iyice dibe vurdu.

***

Geldiğimiz noktadaki hale bakın:

Bugünkü CHP'nin işi gücü bir yolsuzluk sanığını aklamaya çalışmak. Tamam, "masumiyet karinesi" diye evrensel bir kural bulunuyor. Ancak, ortada çok ciddi iddialar da var. Ayrıca, bu millet kör ve sağır olmadığı gibi, bütün değerlerini kaybetmiş de değil!

Çok rahatça söyleyebilirim: Mesela Deniz Baykal olsaydı, sırtını döner, "Aklan, ondan sonra gel" derdi. Bülent Ecevit de benzer bir tavır gösterirdi.

Bugün ise, onca ciddi iddiaya rağmen, CHP çırpınıyor Ekrem İmamoğlu destekçiliği için. Hatta geleceğini bile İmamoğlu'na endekslemiş durumda.

Olmaz böyle bir siyaset! Türkiye'nin ikinci büyük partisi CHP'ye de yakışmaz!

Sadece bu kadar değil ki. Daha neler var neler...

CHP'nin Genel Başkanı Özgür Özel, çıkıp milletin gözünün önünde "Erdoğan yağmur yağmasın, kuraklık olsun, İstanbul ve Ankara'da başarısız olalım diye dua ediyor" diyebiliyor! Ciddi ciddi bunu dile getirebiliyor!