Çok değil on AK Partili çıksaydı...

AK Parti'den ayrılan Ertuğrul Günay, 2017'de CB sistemine karşı toplu itiraz eden 10 isim olsaydı anayasa değişikliğinin önleneceğini iddia ediyor—peki siyasetçilerin vicdani duruşu gerçekten tarih değiştirebilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Ertuğrul Günay'ın 2017 referandumundan önce hazırladığı mektubunu örnek göstererek, AK Parti içinden cesaretli muhalefet seslerinin CB sisteminin kabulünü engelleyebileceğini iddia ediyor. Argüman, tarihsel örneklerle (1960 DP içinden Sıtkı Yırcalı) desteklenerek, siyasal sistemi değiştirebilecek kadar önemli olduğunu vurgular—ama maalesef bu itirazlar açıkça yapılmadı mı, yoksa geçmesine engel olmaya yetmedi mi?

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yıllardır dikkatle ve hayranlıkla izlediğim, saygı duyduğum; demokratik ilkeleri ve hukukçu kimliğini günlük siyasetin dar hesaplarının ve güç mücadelelerinin üstünde tutan ender siyasetçilerden biridir.

Hayatı boyunca sivil siyasetin üstünlüğünü savunmuş, vesayetin yalnızca askeri olanına değil, bürokratik, siyasal ve her türden vesayetçi anlayışa karşı durmuş bir isimdir.

AK Parti'nin savunulmasının, yanında durulmasının kolay olmadığı; 367 Krizinin patlak verdiği ve parti kapatma davasının AK Parti'nin üzerinde adeta Demokles'in Kılıcı gibi sallandığı o kritik dönemde AK Parti'ye katılmış... Partinin muktedir hale gelmesiyle birlikte belirgin hale gelmeye başlayan otoriterleşme eğilimlerine ve iktidarın antidemokratik adımlarına itiraz ederek AK Partiden istifa etmiştir.

Ama köşesine çekilmedi, susmadı; bir hukuk adamı olarak son yıllarda yargının siyasallaşmasına karşı itirazlarını sürdürüyor.

Hayranlıkla ve daima saygıyla takip etmem bu yüzden.

Dünkü "CB sisteminin Türkiye'nin felaketi olacağı sürpriz miydi" başlıklı yazımda "CB sistemi teklif olarak ortaya çıktığı andan itibaren verdiği hukuk mücadelesiyle adını tarihe altın harflerle yazdıran Prof. Dr. Kemal Gözler hocamız, Prof. Dr. Adem Sözüer hocamız, İbrahim Kaboğlu, Osman Can, Şule Özsoy Boyunsuz gibi iki elin değil bir elin beş parmağını geçmeyen birkaç hukukçumuzun dışındaki herkes maalesef sustu, sessiz kaldı" demiştim.

Ertuğrul Günay, telefonuma gönderdiği mesajında, yazımın linkiyle birlikte kendi yazısının linkini de paylaşmış, şu notu düşmüş: "CB Hükümet Sistemi üzerine, 2017 referandumu öncesinde kaleme aldığım yazılardan sadece biri: AK Partili arkadaşlarıma açık mektup."

Hemen Günay'ı aradım. AK Parti içindeki sağduyu ve vicdan sahibi arkadaşlarına yaptığı manifesto niteliğindeki çağrı mektubunu elbette bildiğimi, ama yazıyı yazarken dikkatimden kaçtığı için özür diledim.

Ertuğrul Günay, sandıkların kurulmasına 15 gün kala (30 Mart 2017) kaleme aldığı ve "içimde derin hüzün duyguları taşıyarak yazıyorum" dediği mektubunda bir hukukçu olarak bütün yetkileri tek elde toplayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin, seçilmiş temsilcileri nasıl etkisizleştireceğini, siyaseti nasıl daraltacağını, partili cumhurbaşkanı makamının devletin tepesinin birleştirici olmaktan çıkarıp taraf haline getireceğini, iyi kötü var olan denetim ve şeffaflığın yerini savurganlığa bırakacağını, öyle vaat edildiği gibi Türkiye'yi daha güçlü değil, daha kırılgan ve daha keyfi bir yönetime taşıyacağını anlatmıştı.

Çağrısının esas muhatabının muhalefet değil, AK Parti içindeki demokratlar olduğunu söyleyen Ertuğrul Günay, bunun sebebini ise şöyle anlatıyordu: "Muhalefetin bunu önlemeye gücü ve takati yetmez, yetmiyor. Bu sürüklenişi ancak başkalarının hak ve hukukuna saygılı, çoğulculuğun erdemine inanan, demokrat, dürüst ve demokratik hukuk devletinin herkes için ne denli önemli ve vazgeçilmez olduğunu bilen 'gerçek' AK Partili arkadaşlarım sizlerin sağduyulu direnişiniz sakin, vakur ve kararlı duruşunuz önleyebilir."

Bütün mesele buydu ve bu kadar basitti aslında.

Ertuğrul Günay'ın telefonda söylediği şu sözlerini, tespitlerini önemli buldum:

"Sonraki yıllarda AK Parti içinden ayrılan ya da içeride kalıp muhalif tavırlar geliştiren arkadaşlar örneğin çok değil 10 kişi çıksaydı 2017 Anayasa değişikliği sırasında, içlerine sindiremediklerini iyi bildiğim bu Türk Tipi Başkanlık Sistemine sessiz kalmak yerine açıkça itiraz etselerdi, kamuoyuna yansımayan tepkilerle yetinmek yerine topluca ve açıkça karşı çıkma cesareti ve kararlığı gösterebilselerdi bu anayasa değişikliği gerçekleşmezdi. Referandum sırasında on arkadaş toplu olarak açıkça itiraz etselerdi bugün hep birlikte şikayet ettiğimiz yönetim tekelleşmesine sürüklenmezdik."