Yazar, artan şiddet olaylarına karşı yetkililer tarafından getirilen güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğunu, bunun yerine idam cezasının geri getirilmesi ve ahlak-maneviyat eğitiminin esas çare olması gerektiğini savunuyor. Suç oranlarının artışını toplumsal ahlaki çöküşün sonucu olarak görüyor ve Cumhurbaşkanının daha önceki idam söylemi üzerinden yetkililerden hesap soruyor. Oysa toplumsal şiddetin kökleri sadece ceza şiddeti ve dini eğitim ile çözülebilir midir?
Eskiden ayda yılda bir gelirdi bu tür haberler. Şimdi ise sapıklar, zorbalar, mafyatik çeteler, uyuşturucu pazarlayıcıları, saldırganlar, holiganlar, kudurganlar her gün her tarafta...
Artık okullarımıza da el atmışlar.
Gün geçmiyor ki toplumu ayağa kaldıran cinayet, cinsel şiddet, çocuk tecavüzleri, aile faciaları, cinnet sahneleri gündemimizi işgal ediyor.
Yetkililer ise her olaydan sonra bildik söylemlere sarılmaktan başka pek işe yarar bir tedbir konuşmuyorlar:
"Yeni güvenlik birimleri kurulacak!"
"Okulların çevresinde bilmem kaç kademeli güvenlik barajları oluşturulacak!"
"Sokakları güvenli hale getireceğiz!"
"Cek-cak, ceğiz, cağız!"
Asıl; toplum neden bu hale geldi, bu sapıklar nasıl yetişti, nasıl suçlu üretir hale geldik, bu durumu nasıl düzeltiriz, gibi konular pek konuşulmuyor, kimse üzerine kabahat almıyor.
Bunlara demek lazım ki; siz her ferdin başına bir güvenlik görevlisi tayin etseniz bile bu suçları ortadan kaldıramazsınız. Çare olarak; yetiştirilen her ferdin kalbine ahlak ve maneviyat tedbirleri ile "Allah korkusu" yerleştirmedikçe iş daha da kötüleşecektir. Bir yandan bu yollara yönelirken diğer yandan da ceza kanunlarına el atıp "caydırıcı" cezalar getirmelisiniz.
Büyük bir yanlış uygulama ile yürürlükten kaldırılmış olan "yağlı urgan" olarak sembolleştirdiğimiz "idam" cezasını bir an önce geri getirip yerli yerine yerleştirin.
Mesela sapık biri, onlarca masuma tecavüz ettikten sonra hepsini öldürmüş, sonunda yakayı ele vermiş. Siz ne yapıyorsunuz, bunu tecavüz edip öldürdüğünüz kişi sayısı kadar ağırlaştırılmış müebbete, ya da 24'er yıl hapis cezasına çarptırıyorsunuz. 10 masumu öldürmüşse 240 yıl hapis cezası. Gülünç bir durum değil mi sizce Farzı muhal o kadar sene yaşasa bunu hapiste besleyeceksiniz, sağlık hizmetlerini yerine getireceksiniz. Öldürdükleri masumlar dâhil, milletin verdiği vergileri bu sapık için harcayacaksınız. Arada sırada da bir genel af türü bir uygulama ile toplumun içine salıvereceksiniz. Kim bilir bir punduna getirip komşu bir devlete başkan bile yapabilirsiniz.
Bu sapıkları, saldırganları, kudurganları yağlı urgan uygulaması ile caydırarak minimize etmek mümkündür. Her ferdin başına bir güvenlikçi dikecek dereceye kadar vardırılan tedbirleri dile getiren yetkililer, neden bu "idam" konusunu ağızlarına almıyorlar
Hatırlıyoruz, büyük bir sapıklık olayı ile millet ayağa kalkmıştı. O günlerde belki de milletin yanan yüreğine su serpmek gayesi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İdam cezasını geri getirme konusu önüme getirilirse, ben de imzalarım" demişti. Olay soğuduktan sonra ne böyle bir çalışma olmuş, ne de Cumhurbaşkanı'na imzaya sunulmuştu. Acı acı da gülümsüyoruz. Sanki Cumhurbaşkanı'nın talimatı dışında böyle bir çalışma yapılabilirmiş gibi.

9