İlk aylarında rahat ilerleyen "Terörsüz Türkiye" girişimi, sıra somut önerilere gelince duraklamaya başladı. Hele DEM sözcüleri, tehditkar bir havada "Türkiye'yi uyarınca" ülkenin "fiili" Başkan Yardımcısı Bahçeli'nin dili değişti. Aslında kimse bu işin kolay olduğunu söylememişti. Hatta tam aksine hemen herkes, ilk günden itibaren, bu proje başarılı olamaz diyordu. Dolayısıyla ortada "ümitsizliğe kapılmayı" gerektirecek olumsuz bir gelişme yok. Aksine ümitli olmamızı sağlayacak bir husus var. O da silahların susması ve sansürsüz bir diyalog ortamının oluşmasıdır. Bazen saygısızlığa dönen Meclis'teki gergin tartışmalar bile "herkesin eteğindeki taşı dökmesi" bakımından faydalıdır. Sonunda söyleyeceğimi başında söyleyeyim. Bu mesele yani "Türkiye'nin Kürt" veya "Kürtlerin Türkiye" sorunu çözülemez ama "yönetilebilir". özüm yokmuş diye üzülmeyelim. Sorunu, tekrar kanlı bir çatışma ortamı yaratmadan nasıl yönetebiliriz diye kafa yoralım.
TANIMLANMAMIŞ SORUN ÖZÜLEMEZ
Sorun çözmenin ilk adımı, sorunu tanımlamaktır. Eğer sorunun tarafları, tanımında mutabık değilse, bırakın pratik yani uygulanabilir olanını, teorik bir çözüm bile yoktur. oğu Türkiye'de, kalanı da Irak, Suriye ve biraz da İran'da yaşayan Kürtler (veya silahlı mücadeleyi onlar adına verdiğini ileri süren örgütler) büyük Kürt devleti kurma peşindedir. Bunu da anlıyorum. ABD, Avrupa ve İsrail de onların arkasındadır. Başta Türkiye olmak üzere Kürtlerin yaşadığı ülkelerdeki çoğunluklar ise buna razı değil. Rol yapmayalım. Gerçeğin bu olduğunu herkes biliyor. DEM yetkilileri, sanki Kürtler bu ülkenin iktisadi, siyasi ve coğrafi imkanlarını tepe tepe kullanmıyormuş gibi "Biz Türkiye'yi bölmek değil bölüşmek istiyoruz" diyor. T.C. "tek devlet" olarak tasarlanmıştır. Tek devletin tek bir "resmi dili" olur. İki dilli İspanya-Bask idari yapılanmasını örnek göstermek, Türkiye bölünsün demektir. Bir ülkenin yasama, yürütme ve yargısında tek dil kullanılmıyorsa, orada fiilen "çok devlet" vardır. Bu da bir modeldir. "Her vatandaşa ve ülkenin her yerinde, fırsat eşitliği sağlamak" için Türkçe eğitimin tek dili olmuştur. Hal böyleyken Kürtçe'nin de eğitim dili olmasını, TSK'nın bölgeden çekilmesini, çıkan petrol ve barajlardan üretilen elektrik için redevans ödenmesini istemek ayrılıkçılıktır.
ETNİK TEMİZLİK
Osmanlı Devleti, kurulduğu günden itibaren Anadolu halklarını kaynaştırma yoluna gitmiştir. Aynı dine mensup oldukları için bu süreçte en çok kaynaşmış iki halk, Kürtler ve Türklerdir. Bu kaynaştırmadan ortaya çıkan

17