Yazarın temel iddiası, kamu borcunun ve faiz giderinin emekli ve çalışanların maaşını artırmaya engel olmadığı, tersine gelir transferini sağladığıdır. Bu iddiayı öne sürüyor çünkü yaygın görüş devleti faizden kurtarmanın çözüm olduğunu düşünsede, bu iki yol da ekonomik çöküşe yol açardır. Kilit argüman ise gerçek sorunun kamu borcunun kendisi değil, gösteriş yatırımları ve yolsuzluk olduğu noktasındadır—peki bu değerlendirme dış borç krizi ortasında kamu verimliliğini yeterince ele alıyor mu?
Kamuoyunda doğru bilinen ama aslında yanlış olan bir iktisadi analiz var. Şöyle deniyor: "Bütçenin en büyük gider kalemlerinden biri faiz. Faiz gideri olmasa, bütçe rahatlar. Bütçe rahatlayınca devletten her ay maaş alan yaklaşık 22 milyon kişinin geliri artırılabilir." Bu muhakemeyi birlikte irdeleyelim. Faiz, keyiften ödenmiyor. Devlet, bütçe açığını kapamak için, yurt içi ve dışındaki özel kişilerden faizli borç aldığı için ödeniyor. (Aslında devlet, TL'li borçlarına reel faiz ödemiyor. Hatta eksi faiz ödeyerek, borç verenlerden "varlık vergisi" tahsil ediyor. Bunun hesabını daha önce bu köşede yazdığım için tekrarlamıyorum) Neyse! Faiz ödendiği kabulüyle çözüm aramayı sürdürelim. Faiz giderini sıfırlayıp, emekli ve çalışanların maaşına zam yapacak parayı bulmanın iki yolu olabilir. 1. Mevcut kamu borçlarını para basarak ödemek. Borç sıfır olunca, faiz de sıfır olur. 2. Devletin "borcum borç ama faiz ödemeyeceğim" diyerek faiz ödememesi. Ya da ödediği faizi, borcun anaparasından düşmesi. Yani kamu borcunu sıfırlayarak faizden kurtulmayı zamana yayması. Şimdi, bu iki yöntemin ne gibi sonuçlar doğuracağını tahmin etmeye çalışalım. Merkez Bankası TL basabilir ama dolar basamaz. Bu yöntemle dövizli borçlardan kurtulunamaz. Alacaklılar yabancı kişi veya kurumlarsa bu hiç olmaz. TL'li kamu borcu kadar TL basılırsa, mali sisteme o miktarda para şırıngalanmış olur. Enflasyon da uzaya çıkar. İkinci yol tercih edilir ve devlet faiz ödemezse, bankalar da mevduata faiz ödeyemez. Millet de parasını bankadan çekmek ister. Bankalar da kredileri geri çağırır. Borçlu firmalar ve gerçek kişiler bu talebi yerine getiremez. İsyan çıkar. Sadece ekonomi değil devlet düzeni de anında çöker. Yani iki yol da çıkar yol değildir.
KAMU BORCU HALKIN YARARINADIR
Devletten maaş alan 22 milyon kişinin ve özellikle 17 milyon emekliden çoğunun çok düşük maaş aldığı bir gerçek. Hane halkının birden fazla geliri olduğu ve genellikle kendi evlerinde kira vermeden oturduklarından, sıkıntı çekseler de belli bir düzeyde yaşamaya devam ettikleri de bir gerçek. Bunu da sokak röportajlarındaki düşük gelirli insanların giyim kuşamından ve beden ölçülerinden anlıyoruz. Bütçe giderlerinin çoğu personel ödemeleri ve sosyal transferlerdir. Aslında devlet, bunları ödemek için borç almaktadır. Maaşlar, faiz giderleri yüzünden artırılamıyor değil, tersi doğrudur. Reel faiz çoğu zaman eksidir. Bu da kamu borcunun "

17