Yazar, ABD'nin Vietnam, Afganistan ve İran gibi ülkelerde askeri başarısızlık yaşadığını ancak bu savaşların ardından zamanla bu ülkelerin ABD ve İsrail ile işbirliğine geçtiğini öne sürüyor. Gazze, Lübnan ve İran'daki çatışmaların devam ettiğini belirterek, İsrail'i yıkma obsesyonunun insanları yok ettiğine işaret ediyor ve barışın önyargıları aşmanın zorunlu olduğunu savunuyor. Peki, tarihsel örnekler gerçekten barışın kaçınılmazlığını mı, yoksa güç dengesinin geçiciliğini mi gösteriyor?
Amerika-İran savaşının galibi İran'dır. Bu ifadede geçen galip sözcüğü, İran ABD'yi yendi anlamına gelmiyor. Bu, Amerika İran'ı yenemedi demek oluyor. Savaş bitmedi ama sonuç ne olursa olsun, Amerika'nın İran'ı yenemediği hükmü değişmeyecektir. Vietnam ve Afganistan savaşlarında da ABD mağlup olmuştu. O savaşların galipleri yani Vietkong ve Taliban da ABD silahlı kuvvetlerini yenip Amerika'yı ele geçirmemişti. Zaten böyle bir şey olması mümkün değildi. Savaşı başlatan ABD, o ülkelerin rejimini değiştirme amacını gerçekleştirememiştir. Bu bakımdan yenildi deniyor. Acaba Amerika amacını hiç mi gerçekleştiremedi ABD, İkinci Dünya Harbi sonrasında Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında ilk olarak Kore'de savaşa girdi. in lideri General an Kay Şek, Mao karşısında tutunamamış ve 1949'da Formoza adasına taşınıp, ABD himayesinde bir devlet kurmuştu. Lakin Komünist in, ideolojik ve askeri yayılmasını sürdürüyordu. Koreli komünistler, in'in desteğiyle ülkenin neredeyse tamamını savaşarak ele geçirmişti. ABD ve müttefikleri (aralarında biz de vardık) ülkenin ancak yarısını geri alabildi. Güney Kore'de ABD desteğiyle bir devlet kuruldu. Kore savaşı ABD'nin komünizme karşı verdiği sıcak harbin başlangıcı oldu. Ardından gelen Vietnam Savaşı ABD'nin felaketi oldu. Vietnam ve Kamboçya'da komünist rejimler kuruldu. Ama hayat durmadı. in, Vietnam ve Kamboçya kapitalist oldu.
UZUN VADE NE KADAR UZUNDUR
Saddam'ın devrilmesiyle sonuçlanan İkinci Körfez Savaşı sırasında Türkiye'ye gelen Washington Post'un önde gelen bir yöneticisiyle görüşme fırsatım olmuştu. Kendisine "Irak bir küp ise Saddam da onun kulpudur" diyerek, onu öldürülürse, Irak'ı yönetmekte zorlanacaklarını söyledim. Ülke dağılır halkı perişan olur diyerek aklım sıra önemli bir ikazda bulundum. Bu patron yönetici hanım bana hiç unutmadığım şu yanıtı verdi. "Amerika, uzun vadeli davranır. Alman Nazizm'ini, Japon militarizmini, Rus komünizmini yenmiştir. İslamist Arap milliyetçiliğini de ortadan kaldıracaktır." Humeyni 1979'da İran'da Şii "İnkılâb-ı İslâmi"yi gerçekleştiği ilk günlerde İsrail'i haritadan sileceklerini söylemişti. Bu amaçla 1982'de Lübnan'da yaşayan Şii mollalara "Hizbullah" adlı bir örgüt kurdurdu. Onu finanse etti. Askeri ve siyasal olarak destekledi. Hatta bu yüzden, Filistin davasının esas sahibi Sünni Araplarla (Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Emirlikler, Kuzey Afrika devletleri vs.) ile arası açıldı.

18