İşin açıkçası Roma'nın ne oynayacağını, neler yapabileceğini hepimiz Fenerbahçe planlarından daha iyi biliyorduk maç başladığında. İtalya'da sezona gösterişli bir şekilde 3'te 3 ile giren Roma'nın oyun yapısı, hücum gücü, hızlı ve atletik ön alan kurgusunun Fenerbahçe'nin başına ciddi problemler yaratacağı belliydi.
Böyle bir ortamda hele bu kadar eksikken rakipten puan veya puanlar almak İsmail Kartal'ın taktik becerisine, dersini ne kadar iyi çalışıp çalışmadığına kalmıştı. İsmail hoca Guendouzi ve Asensio'nun yokluklarında orta bölgeyi İsmail-Kante-Bartuğ üçlüsü ile oluşturmuştu. Roma'yı oyun olarak aşağıya çekmek için topa daha fazla sahip olmak gerekiyordu ki, Fenerbahçe'nin bunu yapacak bir 11'i sahada yoktu. Rakibi kaleye fazla yaklaştırmadan önde karşılayıp sonuç almak istedi ama topu kazandığında ilk baskıyı bir iki dokunuşla kırıp geçme konusunda sıkıntılar yaşandı. Bunu yapabildiği anlarda da Bartuğ ve Kerem ile pozisyona girdi.
Dengeli giden ilk yarıda Malen'in savunma dengesini bozduğu bir pozisyonda Cristante'nin düzgün vuruşu Kadıköy'de umutları da bir anda kırdı. Ancak ikinci yarı sahada daha iştahlı, kendine daha fazla güvenen ve açıkcası rakibinden çekinmeyen bir Fenerbahçe izledik. Savunmanın arasına yaptığı muhteşem koşuyu ödüllendiren Greenwood'un harika pasıyla buluşan Brown birinci sınıf bir vuruşla eşitliği sağlarken maçın seyrini de değiştiriyordu.

18