Yemek pişirerek zirveye yükseldi

Ebru Erke
Bugün
12

Geçen hafta İstanbul'da çok özel bir kadınla birlikteydim. Adı Asma Khan. Şef Sinem Özler'in konuğu olarak geldi ve Seraf Vadi'de birlikte yemek pişirdiler.

TIME dergisi 2024 yılında Asma'yı dünyanın en etkili 100 insanından biri seçti. Taylor Swift'in, Elon Musk'ın ya da bir devlet başkanının o listelere girmesine şaşırmıyoruz. Dünyayı yöneten, milyarlarca dolarlık şirketleri kuran, milyonlarca insanı peşinden sürükleyen insanların "etkili" olmasını anlıyoruz.

Peki bir kadın yemek pişirerek o listeye nasıl giriyor Üstelik Michelin yıldızı yok. Hatta mutfak okuluna bile gitmemiş.

Asma, Hindistan Kalküta'da büyüyor. Evlendikten sonra İngiltere'ye gidiyor. King's College London'da İngiliz anayasa hukuku üzerine doktora yapıyor.

Sonra bir şey oluyor. Asma memleketini özlüyor.

Haberin Devamı

Hindistan'a dönüyor, ailesindeki kadınlardan yemek yapmayı öğreniyor. Londra'ya geldiğinde önce evinde sofralar kuruyor.
Ardından yemek klüpleri geliyor. Sonra Darjeeling Express. Gerisi gerçek üstü bir başarı hikâyesi.

Netflix'in Chef's Table'ına çıkıyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı'nın "Chef Advocate" yani açlık ve gıda adaleti konusunda farkındalık yaratmak üzere seçtiği şeflerden biri oluyor. Dünyanın en önemli gastronomi platformlarında konuşmaya başlıyor.

Ve 2024'te TIME onu dünyanın en etkili 100 insanından biri ilan ediyor.

TIME'daki portresini yazan Padma Lakshmi'nin anlattıklarını okuyunca mesele daha iyi anlaşılıyor. Asma yalnızca restoran kurmamış; restoranını kendisinden daha büyük bir fikrin aracına dönüştürmüş. Ve bence hikâyenin kırıldığı yer tam burası.

Bugün dünyada etkili olmak için yalnızca iyi yaptığınız bir işe değil, o işle söyleyecek bir söze de ihtiyacınız var.

Asma'nın sözü yemek üzerinden geliyor. Göçmenlikten bahsediyor. Kadınların ekonomik bağımsızlığından bahsediyor. Açlıktan, gıda adaletinden, profesyonel mutfaklardaki eşitsizlikten bahsediyor. Bir tabağın içine yalnızca pirinç, baharat ve et koymuyor; kendi hikâyesini ve dünyaya dair itirazlarını da koyuyor.

Haberin Devamı

Belki bu nedenle The Guardian'a verdiği bir röportajda söylediği cümle bana Asma'yı bütün ödüllerinden daha iyi anlatıyor: "Yemek derinden politiktir."

Çünkü onun için mesele yalnızca ne yediğimiz değil: Kimin yiyebildiği, kimin yiyemediği. Kimin ürettiği, kimin kazandığı. Ve bütün bunların arkasındaki güç ilişkileri.

Gastronomi dünyasında yıllardır bize yıldızlar ve listeler üzerinden başka bir başarı cetveli öğretildi. Oysa TIME'ın Asma Khan seçimi önümüze bambaşka bir ölçü koyuyor: Söylediğin söz ne kadar uzağa gidiyor

Bence önümüzdeki yıllarda gastronominin asıl meselesi de bu olacak. Çok iyi yemek yapan şeflerin sayısı giderek artıyor. Teknik bilgi artık dünyanın her yerine çok hızlı yayılıyor. Aynı ürüne, aynı ekipmana, aynı tekniklere ulaşmak eskisinden çok daha kolay. Ama herkeste bulunmayan bir şey var: Söyleyecek söz.
PANDEMİDE BİR HİNT RESTORANINI KURTARAN OSMANLI BİSKÜVİSİ

Asma Khan'ı eski Haydarabad Nizamı Mükerrem Bereket Jah'ın kızı Prenses Nilüfer Jah ile buluşturdum. İkisinin de ailesinin geçmişten çok yakın ilişkilerinin olması sohbeti tadına doyulmaz bir noktaya taşıdı.

Haberin Devamı

Sohbetin bir yerinde Asma, Nilüfer'e "Osmanlı bisküvisi yapmayı biliyor musun" diye sordu.

Osmanlı bisküvisi adını Hyderabad Nizamı Mir Osman Ali Khan'dan alan, bol tereyağlı, masala çayın yanına yenen o meşhur Haydarabat bisküvisi...

Asma Müslüman bir aileden geliyor. Anne tarafından Bengal'in Müslüman kraliyet ailelerine uzanan bir geçmişi var. Dolayısıyla Hindistan'ın Müslüman başkenti olan Hyderabad'ın saray kültürüyle kurduğu bağ yalnızca gastronomik değil, tarihsel olarak da ilgisini çeken bir alan. Asma kendisini de açıkça "proud Muslim woman" diye tanımlıyor.