Coğrafi işaretli ürün tüketiciye güven veriyor

Ebru Erke
Bugün
3

Geçtiğimiz hafta NATO Zirvesi kadar zirve davetlerinde hazırlanan menüler konuşuldu.

Menülerin de en dikkat çeken tarafı üç şefimizin de sanki sözleşmişçesine coğrafi işaretli ürünleri kullanması oldu. Trabzon tereyağı, Hizan balı, Urla sakız enginarı, Erzincan tulumu, Ayaş domates salçası... Ve bir anda herkes "coğrafi işaret" kavramını konuşmaya başladı.

Peki nedir bu coğrafi işaret En basit tanımıyla; belirli bir ürünün kalitesini, ününü ya da karakteristik özelliklerini üretildiği coğrafyadan alan ve bu bağı resmi olarak tescillenen ürünlere verilen işaret. Yani Aydın incirini Aydın inciri yapan ya da Ezine peynirini farklı kılan yalnızca üretim şekli değil. Toprağı, iklimi, suyu, üretim geleneği ve yıllar içinde o bölgede oluşmuş bilgi birikimi de bu kimliğin ayrılmaz bir parçası.

Haberin Devamı

Kısacası coğrafi işaret, bir ürünün kökenini, karakterini ve üretim kültürünü koruyan bir güvence sistemidir.

Ancak dikkatimi çeken ilginç bir araştırma var. Ömrünü neredeyse bu işe adamış bir isim olan Birol Uluşan bahsetti bana bu araştırmadan. Birol Bey Metro Türkiye Sebze-Meyve Kategori Müdürü ve Coğrafi İşaretler Koordinatörü. Yapılan ankete göre katılımcıların yüzde 72'si coğrafi işaretli ürünün ne olduğunu bildiğini söylüyor. Ancak doğru tanımı yapabilenler her 10 kişide yalnızca iki kişi. Buna karşılık tüketicilerin yüzde 34'ü alışveriş yaparken özellikle coğrafi işaretli ürünleri tercih ettiğini belirtiyor. Bu tercihin arkasındaki en güçlü motivasyon ise "güven" duygusu.

Araştırmadaki ilginçbulgulardan biri ise şu: Tüketici artık yalnızca ürünü satın almak istemiyor; o ürünün hikâyesini de bilmek istiyor. Hangi köyden geliyor, kim üretiyor, neden o bölgede yetişiyor, onu diğerlerinden ayıran ne Yani bu da demek oluyor ki tabağın içindeki kadar, tabağın arkasındaki hikâye de artık önem kazanıyor. Kadınların coğrafi işaretli ürünlere ilgisinin belirgin biçimde daha yüksek olması da ilginç.

Birol Bey, restoranların bu dönüşümde çok önemli bir rol üstlendiğini düşünüyor. Çünkü bir tüketici market rafında belki hiç dikkat etmediği bir coğrafi işaretli ürünle ilk kez restoran menüsünde karşılaşıyor ve sonra onu aramaya başlıyor. Yani "farkındalık" yaratma kısmında şeflerimiz ve restoranların önemi büyük.
İSTANBUL'UN COĞRAFİ İŞARET KARNESİ ZAYIF
Türkiye'de en az coğrafi işaretli ürünün İstanbul'da olduğunu söylesem... Evet evet, dünyanın en katmanlı yemek şehirlerinden biri en az coğrafi işarete sahip birkaç şehir arasında.

Haberin Devamı

İstanbul'un gastronomi alanındaki tescilli değerleri sadece 6 adet: Şile kestane balı, Silivri yoğurdu, Çatalca ormanlı pirinci, Boğaziçi lüferi, İstanbul simidi ve Eminönü balık ekmek...

Oysa İstanbul yalnızca bir şehir değil; yüzlerce yıllık tariflerin, üretim geleneklerinin ve semt kültürlerinin iç içe geçtiği yaşayan bir gastronomi arşivi.

Bu konuda en yoğun çalışan kurumlardan biri İTO. Özellikle Boğaziçi Lüferi'nin tescil sürecinde uzun yıllardır yürüttükleri çalışmaların önemli payı var.

İstanbul Ticaret Odası Restoranlar Komitesi BaşkanıEbru Koralı, Boğaziçi Lüferi'nin geçen yıl coğrafi işaret almasının yalnızca gastronomi açısından değil, denizlerin geleceği açısından da çok önemli olduğunu söylüyor. "Boğaziçi Lüferi o eşsiz lezzetine ve ideal boyutuna İstanbul Boğazı'ndan geçerken ulaşıyor. Bu nedenle tescil çok değerliydi. Ancak asıl mücadelemiz burada bitmiyor. Yaprak, çinekop ve sarıkanat dönemindeki yavru lüferlerin bilinçsiz şekilde avlanması popülasyonu tehdit ediyor. Lüferi korumak yalnızca bir lezzeti korumak değil; deniz ekosistemini ve sürdürülebilir balıkçılığı korumak anlamına geliyor."