Asıl marifeti yıldızlar değil

Ebru Erke
Bugün
8

Dubai kısa sürede uluslararası gastronomi dünyasının en hareketli noktalarından birine dönüştü. Ancak buradaki tablo bambaşka. Dubai'nin gastronomik karakteri, tek bir mutfak geleneğinden çok, dünyanın farklı mutfaklarının aynı yerde buluşmasıyla şekilleniyor.

Geçen ay Dubai'ye Michelin törenine davetliydim. Gecenin sonunda beni en çok etkileyen şey, yıldızlardan çok salondaki şeflerin kimlikleri oldu. Fransız, İtalyan, Japon, Hint, Türk, Ortadoğulu... Dünyanın farklı gastronomi kültürlerini temsil eden, kendi ülkelerinde ve uluslararası arenada ün kazanmış şefler aynı salondaydı. Michelin törenleri genellikle bir ülkenin gastronomik birikimini ve yetiştirdiği şefleri görünür kılar. Dubai'deyse tablo bambaşka.

Dubai'nin Michelin geçmişi yalnızca dört yıl öncesine dayanıyor. Rehberde şu anda iki restoran 3, dört restoran 2, 14 restoransa 1 Michelin yıldızına sahip. Henüz 3 yıldızlı restoranı olmayan ve iki restoranı 2 yıldız taşıyan Türkiye'yle kıyaslandığında rakamlar oldukça etkileyici. Ancak benim asıl dikkatimi çeken Dubai'nin bu kadar kısa sürede uluslararası gastronomi dünyasının en hareketli buluşma noktalarından birine dönüşme hali.

Haberin Devamı

Kalkınma planının parçası

Törenin ardından Dubai Ekonomi ve Turizm Departmanı bünyesindeki Dubai Turizm ve Ticari Pazarlama
Kurumu'nun uluslararası operasyonlardan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Hoor Al Khaja'yla görüştüm. Özellikle bu dönüşümün ne kadarının bilinçli bir devlet politikasının sonucu olduğunu merak ediyordum. "Gastronomi, Dubai'nin turizm stratejisinin temel unsurlarından biri" dedi. Anlattıklarından, şehrin gastronominin gelişimini yalnızca restoran yatırımlarına bırakmadığı, ekonomik büyüme hedeflerinin önemli bir parçası olarak ele aldığı anlaşılıyor. Stratejik kalkınma planı Dubai Ekonomi Gündemi D33 kapsamında gastronomi; turizm, yatırım, kültür ve yaşam tarzıyla birlikte değerlendiriliyor.

Dubai'nin farkı, gastronomi yatırımlarını uluslararası görünürlükle birleştirmesinde. Sadece Michelin Rehberi'nin varlığı değil, dünyanın önde gelen restoran gruplarının şehirdeki yatırımları ve yıl boyunca düzenlenen gastronomi etkinlikleri birbirini besleyen bir ekosistem oluşturuyor. Björn Frantzen, Yannick Alleno, Niko Romito gibi isimlerin Dubai'de restoranlarının olması, yalnızca lüks tüketimin değil, şehrin küresel gastronomi sahnesindeki konumunun da göstergesi. Bir şef için Dubai artık uluslararası kariyerini genişletebileceği bir merkez.

Haberin Devamı

Ancak asıl dikkat çekici dönüşüm başka bir yerde yaşanıyor. Dubai artık yalnızca dünyaca ünlü restoran markalarını ithal etmiyor, kendi gastronomi markalarını da ihraç etmeye başlamış. Şehirde gelişen Tresind, Londra'da Tresind Mayfair'i açtı. Dubai'de küçük bir supper club olarak başlayan Kinoya, bugün Londra'daki Harrods'ta restoran işletiyor. Saddle'sa kafe konseptini Londra ve Riyad'a taşıdı. Al Khaja bu değişimi şöyle özetliyor: "Dubai'nin gastronomi sahnesi artık yalnızca uluslararası konseptleri ithal eden değil, kendi markalarını dünyaya ihraç eden bir olgunluğa ulaştı." Bu önemli bir eşik. Michelin yıldızları bir şehre prestij kazandırır; ama o şehirde doğan restoran markalarının dünyaya açılması, gastronomide artık tüketen değil, üreten de bir merkez haline geldiğini gösterir.

Haberin Devamı

Paris, Tokyo, Kopenhag ya da Lima gibi gastronomi merkezleri, uluslararası restoranları kadar kendi mutfak gelenekleri, ürünleri ve yerel gastronomi kimlikleriyle de tanınıyor. Dubai'yse farklı bir model geliştiriyor. Şehrin gastronomik karakteri, tek bir mutfak geleneğinden çok, dünyanın farklı mutfaklarının aynı yerde buluşmasıyla şekilleniyor, Londra gibi, New York gibi...