Yazı, narsist ebeveynlerin çocuklarında koşulsuz sevgi eksikliğinden kaynaklanan travmaları ve bu yapının eşlere yönelik manipülasyonunu irdeliyor. Yazar, narsisizmin karakterin derinlerine işlenmiş bir örüntü olduğu ve bu kişilerin tedaviye dirençli olduğu için çözümün narsisti değiştirmek değil, ondan uzaklaşmak ya da sınırlar koymak olduğunu savunuyor. Ancak farkındalığı iyileşmenin başlangıcı olarak sunarken, başarıyla iyileşme arasındaki uçurumu yeterince ele alıyor mu?
Toplumda başarı, öz güven ve güçlü kişilik çoğu zaman alkışlanır. Ancak bu özelliklerin aşırı ve sağlıksız bir biçime dönüştüğü bir yapı var: Narsisizm.
Daha tehlikelisi ise, bu yapının ebeveynlik rolüyle birleşmesi. Çünkü narsist bir anne ya da baba, sadece kendi hayatını değil, çocuğunun ve eşinin hayatını da derinden şekillendirir. Narsist ebeveynler dışarıdan bakıldığında çoğu zaman "mükemmel" görünür. Başarılıdırlar, sosyal çevrelerinde dikkat çekerler, çocuklarını da vitrinlerinin bir parçası gibi sunarlar. Ancak kapalı kapılar ardında bambaşka bir gerçek vardır: Kontrol, manipülasyon ve duygusal ihmal.
* Narsist ebeveyn nasıl davranır
Narsist bir ebeveyn için çocuk, bağımsız bir birey değil, kendi uzantısıdır. Çocuğun başarısı, ebeveynin başarısıdır. Çocuğun hatası ise bir utanç kaynağı. Bu yüzden çocuk sürekli olarak ya yüceltilir ya da değersizleştirilir. Ortası yoktur. Bu ebeveynler genellikle empati kurmakta zorlanır. Çocuğun duyguları, ihtiyaçları ya görmezden gelinir ya da küçümsenir. "Abartıyorsun", "Senin derdin ne ki" gibi cümleler sıkça duyulur. Çocuk ağladığında teselli edilmez; aksine susturulur. Çünkü o an önemli olan çocuğun hisleri değil, ebeveynin konforudur. Bir diğer önemli özellik ise kontrol ihtiyacıdır. Narsist ebeveyn, çocuğun hayatını en ince detayına kadar yönetmek ister: Hangi okula gidecek, hangi arkadaşlarla görüşecek, hatta ileride ne meslek seçecek. Çocuk kendi kararlarını vermeye çalıştığında ise suçluluk duygusuyla karşılaşır. "Ben senin için bu kadar şey yaparken..." cümlesi bir silah gibi kullanılır.
Haberin Devamı* Peki bu çocuklar nasıl bireyler olur
Narsist ebeveynlerin çocukları genellikle iki uçtan birine savrulur. Birinci grup, sürekli onay arayan, öz güveni kırılgan bireylerdir. Kendilerini yeterli hissetmezler çünkü çocuklukları boyunca koşullu sevgi görmüşlerdir. "Başarırsan sevilirsin" mesajı bilinç altlarına kazınmıştır. Bu yüzden hayatları boyunca mükemmel olmaya çalışır, en küçük hatada kendilerini değersiz hissederler. İkinci grup ise ebeveynlerini model alarak narsistik özellikler geliştirebilir. Empati kurmakta zorlanan, sürekli ilgi bekleyen, ilişkilerde yüzeysel kalan bireyler haline gelebilirler. Çünkü sağlıklı bir duygusal bağlanma deneyimi yaşamamışlardır. Her iki durumda da ortak bir gerçek vardır: İçsel boşluk. Dışarıdan güçlü, başarılı, hatta mutlu görünen bu bireylerin içinde çoğu zaman derin bir yalnızlık vardır.
Haberin Devamı* Narsist ebeveyn eşine nasıl davranır
Bu hikâyenin bir diğer görünmeyen kahramanı ise eştir. Narsist bir anne ya da babanın partneri, çoğu zaman duygusal olarak yıpranmış bir bireydir. Narsist bireyler ilişkilerde başlangıçta son derece etkileyicidir. İlgi dolu, karizmatik ve cazibeli görünürler. Ancak zamanla bu tablo değişir. Eleştiri, küçümseme ve manipülasyon devreye girer. Eş, yavaş yavaş kendi gerçekliğini sorgulamaya başlar. "Acaba ben mi abartıyorum" düşüncesi sıkça görülür. Bu durum psikolojide "gaslighting" olarak adlandırılır. Narsist eş, partnerini kontrol altında tutmak ister. Maddi, duygusal veya sosyal olarak bağımlı hale getirmeye çalışır. Sevgi ise çoğu zaman bir ödül-ceza mekanizmasıdır. İstediğini yaptığınızda yakın, yapmadığınızda uzak. En zor kısmı ise şudur: Narsist bireyler çoğu zaman sorun olduğunu kabul etmez. Bu yüzden ilişkiyi düzeltmek isteyen taraf hep karşısındaki olur.

5