ESKİDEN biri hastalandığında evi hiç boş kalmazdı.
Akrabalar çorba getirir, komşular kapıyı çalar, uzaktaki yeğen bile bir hal hatır sorardı. Hasta yatağında yatan büyüğün başında her saat birileri olurdu. İyileşmek, sanki herkesin ortak işiydi.
Bugün bu sahne giderek azalıyor. Oysa bilim tam da bunun önemini anlatıyor: O ziyaretler, o hal hatır sormalar, yalnız bırakılmamak sağlığımızın bir parçası. Akraba bağları güçlü olan insanlar daha uzun ve daha sağlıklı yaşıyor. Kopan bağlar ise bir hastalık gibi bedeni yıpratıyor.
NE SERVETNE SERVETNE KARİYER
1938'de Harvard'da başlayan Yetişkin Gelişimi Çalışması, 724 genç erkekle yola çıktı ve onları ömür boyu izledi; sonra eşleri ve çocukları da katıldı. 80'inde sağlıklı ulaşanları ne ayırdı Ne servet, ne kariyer. 50'li yaşlarında ilişkilerinden, ailesinden en memnun olanlar 80'inde en sağlıklı olanlardı.
Haberin DevamıBAĞ KURANLARDA ZİHİN CANLANIYOR
Konunun en güncel ve en çarpıcı verisi geçen ay Nature dergisinde yayımlandı. İngiltere'de 4 bin 90 yaşlıyı izleyen araştırmacılar, yalnızlığın 17 farklı sağlık sonucuyla ilişkisini inceledi. Sonuçlar, yalnızlığın neden sağlıksız olduğunu tek tek gösteriyor. Uzun süredir yalnız hissedenlerde iki yıl sonra muhtemel depresyon ihtimali yaklaşık 4.4 kat yüksekti. Giyinmek, yıkanmak, yemek yemek gibi günlük işlerde güçlük yaşama ihtimali yaklaşık iki katına çıkıyor, kronik ağrı ihtimali yüzde 70 artıyordu. Uyku sorunları neredeyse iki kat, hareketsiz yaşam yüzde 50'den fazla sık görüldü. Ama çalışmanın en umut veren bulgusu başka: Sosyal yalnızlıktan çıkıp yeniden insanlarla bağ kuranlarda depresyon riski azalıyor, mutluluk artıyor, zihin canlanıyordu. Yani kopan bağı yeniden kurmak işe yarıyor. Ancak bir uyarı da var: Yalnızlık hissinin izi, geçtikten sonra da bir süre kalıyor. Bu yüzden beklememek, erken davranmak önemli.
TORUN BÜYÜKLERE İYİ GELİYOR
Aile bağının beyne etkisini gösteren bir başka çalışma bu yıl Psychology and Aging dergisinde yayımlandı. Torunlarına bakan büyükanne ve büyükbabalar hafıza ve sözel akıcılık testlerinde akranlarından daha iyiydi. Büyükannelerde zihinsel gerileme zamanla daha yavaş seyretti. Bakımın sıklığı pek fark yaratmadı. Yani mesele saat değil bağ. Torunla oynamak, ona yemek yapmak büyüklerimizi hem hareketli hem zihnen canlı tutuyor.
Haberin DevamıYALNIZLIK SAĞLIKSIZ
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünyada her altı kişiden biri yalnızlıktan etkileniyor ve yalnızlık yılda 871 binden fazla ölümle ilişkili. Ortak payda kronik stres ve düşük dereceli iltihap. Yalnız kalan beden sürekli alarm halinde yaşıyor. Sevilen birinin sesi, bir ziyaret, bir sohbet bu alarmı susturuyor.
TÜİK'e göre 65 yaş üstü nüfus 9 milyon 583 bine ulaştı. Tek başına yaşayan yaşlı hane sayısı 2014'te 1 milyon 73 bin iken 2025'te 1 milyon 836 bine çıktı. Bu yaşlıların yüzde 14.3'ünün aynı ilde yaşayan bir çocuğu bile yok. Büyüklerimiz uzun yaşıyor ama giderek daha yalnız yaşıyor.
ATALARIMIZIN SAĞLIK REÇETESİ
Bazı ülkeler bugün yalnızlıkla mücadele için bakan atıyor. Bizim ise yüzyıllardır işleyen bir sistemimiz var. "Büyüklere saygı, küçüklere sevgi" sözü kuşakları birbirine bağlayan bir köprüydü. Büyük, ailenin direğiydi; sözü dinlenir, hayır duası alınırdı. Kendini değerli ve gerekli hissetmek, yaşlılıkta en güçlü ilaçtır. Akraba ziyareti, sıla-i rahim, kimsenin unutulmamasını sağlayan bir güvenlik ağıydı. Bayramlaşmak aidiyetti. Hasta ziyareti ve taziye, insanın en zor anında yalnız bırakılmamasıydı. "Komşu komşunun külüne muhtaçtır" sözü de bu ağın mahalleye uzanan koluydu. Bunlar yalnızca folklor değil; ücretsiz, yan etkisiz ve kanıtı giderek güçlenen bir koruyucu sağlık sistemi.
Haberin DevamıMUHTAÇ OLMAMANIN SIRRI: BACAKLAR
Aile bağının bir de öbür yüzü var... Büyüklerimizin kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmesi. Bunun anahtarı bacak kaslarında ve yürüyebilmekte. Sağlıklı yaş almanın en güçlü iki göstergesi var. Kalp ve akciğerin kapasitesini gösteren VO2max ve bacak kası kitlesi. Cleveland Clinic'te 122 bin kişinin efor testini inceleyen bir çalışmada, kondisyonu en düşük olanların ölüm riski en yüksek kondisyona sahip olanlara göre 5 kat fazlaydı. Düşük kondisyonun getirdiği risk sigaranın ve diyabetin riskine eşit, hatta daha büyüktü.
Kas ise bir emeklilik hesabı gibi. Gençken ne kadar biriktirirseniz, yaşlılıkta o kadar harcayabilirsiniz. Çarpıcı bir veri: Ortalama 67 yaşındaki sağlıklı gönüllüler yalnızca 10 gün yatakta kaldığında bacaklarından yaklaşık 1 kilo kas kaybetti. Gençler 28 günlük yatak istirahatinde bunun yarısından azını kaybediyor. Yani yaşlılıkta bir hastane yatışı, kas hesabından büyük bir çekiş demek. Rezervi düşük olan için bu, bağımsızlığın sonu olabilir.

8